Sonu GELİŞME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gelişme" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gelişme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında gelişme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gelişme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

GELİŞME

Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

  -   -   -  

Anlamında GELİŞME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GELİŞME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEĞİŞİK

Değiştirilmiş, muaddel. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Farklı. Yedek iç çamaşırı, giyecek.

BİREYLEŞME

Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.

CEREYAN

Bir yöne doğru akma, akış, akıntı. Bir şeyin gelişme, olma durumu. Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket. Akım.

DEVİMSELCİLİK

Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti, gürecilik, dinamizm, mekanikçilik karşıtı.

CİHAZLANMAK

Teknolojik gelişmelerin en son ürünleriyle donatılmak.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

BAKIM

Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

ÇOCUK

Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

DEVLEŞMEK

Çok büyümek, irileşmek. Aşırı bir gelişme göstermek.

CANLANDIRMA

Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.

BİREYSELLEŞTİRME

Bireysel duruma getirme. İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması. Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma.

CÜCE

Boyu, normalden çok daha kısa olan (kimse). Gelişmemiş (bitki).

DİNOZORLAŞMAK

Dinozor gibi davranmak. Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak.

DONMAK

Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak. Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak. Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak. Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek. Kimyasal bir etki ile katılaşmak. Çok üşümek. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek.

CURA

Mızrap ile çalınan iki veya üç teli olan halk sazı. Ufak tefek, gelişmemiş. Bir tür küçük atmaca.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

ÇEVRE

Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

ÇİÇEKLENMEK

Çiçek açmak, çiçek vermek, çiçekli duruma gelmek. Tazelenmek, gençleşmek. Gelişmeye başlamak.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

APTAL

Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.