Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gazla" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gazla ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gazla olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gazla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GAZLA
GAZLA
"defol, git!" anlamında kullanılan bir söz.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAZLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KATI
Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
GAZOMETRE
Gazların toplanması, belirli basınç altında dağıtılması için kullanılan depo. Gazölçer.
GAZLAŞMA
Gazlaşmak işi.
GAZLAMA
Gazlamak işi.
SUSTURUCU
Susmasını sağlayan, susmasına sebep olan. Patlamalı veya tepkili motorlarda, yanmış gazların dışarıya atılmasından doğan gürültüyü önlemeye, azaltmaya yarayan araç, egzoz. Ateşli bir silahın patlama gürültüsünü azaltan sistem.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
JET
Tepkili motorlarla çalışan, özel cihazların çıkardığı gazla basınç sağlanan, hızı çok olan uçak, tepkili uçak.
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
GAZOJEN
Sıvı veya katı yakıtı hava, oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan araç.
GAZLAŞTIRMA
Gazlaştırmak işi.
FIRIN
İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet. Bu ocakta pişirilmiş. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç.
HELYUM
Atom numarası 2, yoğunluğu 0,13 olan, havada az miktarda bulunan soy gazlardan biri (simgesi He).
ODYOMETRE
Kimyasal tepkimelerde gazların hacim değişmelerini ölçmeye yarayan araç.
MAGMA
Yerin içinde, sıvı veya hamur kıvamında uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik.
NEON
Atom sayısı 10, atom ağırlığı 20,2, yoğunluğu 0,7 olan, sıvı durumuna getirilmiş havadan elde edilerek ışık araçlarında kullanılan, havada pek az olarak bulunan, asal gazlar sınıfından bir element (simgesi Ne). Neon lambası.
ŞİŞMEK
İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek. Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak. Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak. Gururlanmak, büyüklenmek. Utanmak, mahcup olmak. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak. Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek.
GAZLANMA
Gazlanmak işi.