Kelimeler arşivi içinde; başında "fırlatma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. fırlatma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fırlatma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fırlatma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FIRLATMA
Fırlatma işi. Kol ve bacağın vücudun orta çizgisinden türlü yönlere, son eklemine kadar hızla ve gergin olarak uzaklaştırılması.
FIRLATMAK
Hızla atmak, bulunduğu yerden dışarı atmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde FIRLATMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIVDIRMAK
Delirmek. Fırlatmak. Ağacın kabuğunu yontarak özünü çıkarmak.
CIVLATMAK
Soymak, yüzmek. Acı acı bağırtmak. Fırlatmak. Bir şeyi havada sallayarak ses çıkartmak.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ÇITTIRMAH
Bir çubuğu veya ağacı bir vuruşta keserek parçasını uzaklara fırlatmak.
BITTIRMAK
Sıkıştığı yerden birden kurtulmak. Bir şeyi iki parmak arasında sıkıştırıp bastırarak ileriye fırlatmak.
ÇIRDAKLAMAK
Fırlatmak.
FIRLATIŞ
Fırlatma işi.
ATDIRMAK
Fırlatmak. Boşalmak, fışkırmak. Attırmak; (erkekler için) ayakta işemek.
ŞARYO
Bir aletin veya aracın hareketli parçası. Bir eğik düzlem boyunca arabaların taşınmasını sağlayan küçük vagon. Yazı makinesinin kâğıt takılan, tuşlara vuruldukça ilerleyen bölümü. Bazı avcı uçaklarının kalkışını sağlayan fırlatma düzeni.
SAVURMAK
Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.
FIRLATILMAK
Fırlatma işi yapılmak.
ÇELLİKLEMEK
Fırlatmak: Çocuğu bi çellikledi, neredeyse öldürecekti.
CIRTLATMAK
Fırlatmak.
BIÇGIN
İnce, uzun. Bir yabanıl ot. İki değneği biribirine sürterek havaya fırlatma oyunu.
MANCINIK
Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı. İpekçi çıkrığı.
CIRTTIRMAK
Püskürtmek. Fırlatmak.
CIRTATMAK
Korkmak. Fırlatmak.
JUDO
Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.
ÇÖNDÜRMEK
Fışkırtarak, kavis çizerek işemek. Ayaklar üzerine oturmak, çömelmek. Akıtmak, fırlatmak.
ÇAVDIRMAK
Işık tutmak: Ayna çavdıran kim?. Fırlatmak.