FOSFOLİPİT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "fosfolipit" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. fosfolipit ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu fosfolipit ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fosfolipit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

FOSFOLİPİT

Gliserin ya da sfingozine bağlı olarak aynı ya da farklı tip yağ asidi yan zincirleri, fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etânolamin ya da gliserin taşıyan ve zarlarda bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit gurubu. Gliserol, sfingozin veya ilgili maddelerin omurgasını oluşturan fosfor içeren herhangi bir lipit. Gliserin veya sfingozine bağlı yağ asidi, yan zincirlerinde fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etanolamin veya gliserin taşıyan ve hücre zarlarında bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit grubu.

  -   -   -  

Anlamında FOSFOLİPİT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FOSFOLİPİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ETANOLAMİN

Serin aminoasidinin dekarboksilasyonuyla oluşan ve fosfolipit üretiminde kullanılan biyolojik amin, 2-aminoetanol, monoetanolamin. Hücre zarlarındaki fosfatidil etanolaminin yapısında bulunan küçük hidrofil bir molekül.

LÖKOTRİENLER

Mast hücrelerinde fosfolipaz enzimiyle, zardaki fosfolipitlerden meydana gelen ve damar duvarındaki kılcalların kasılmasını yavaşlatan, histaminin zıddı bir faaliyet göstererek alerjik reaksiyonlarda kan damarlarından bağ dokusuna hücre geçişini durduran aracı maddeler.

SFİNGOLİPİT

Özellikle beyin ve sinir dokusunda bol bulunan, alkolü sfingozin olan bir fosfolipit. Seramide bağlı bir fosfokolin, fosfoetanolamin veya mono/oligosakkarit ünitesi içeren lipit sınıfı. Sfingomiyelin, serebrozit, gangliyositleri içerir ve hücre zarlarının ana yapısal elamanıdır.

KOLİN

Bir zar fosfolipiti olan fosfatidilkolinde ve B vitamin kompleksinde bulunan, bir nörotransmitter olan asetilkolinin, asetillenmemiş hâli. Hayvansal ve bitkisel hücrelerde serbest durumda veya hücre zarlarındaki fosfatidilkolin, sfingomiyelinin ve bir nörotransmitter olan asetilkolinin yapısında bağlı olarak bulunan, hidroskopik, renksiz ve suda kolay çözünen, yapışkan, vücutta yağın kullanımını artıran, B kompleks vitaminlerden biri.

PLAZMALOGEN

Hayvanların yüreğinde ve beynindeki hücre zarlarında bulunan fosfatidiletanolamin, fosfatidilkolin gibi fosfolipitler.

PROSTAGLANDİNLER

Yirmi karbonlu yağ asitlerinden oluşan ve bir tane beş karbon halka taşıyan, birçok memeli dokusunda bulunan, bazı hormonların etkisini değiştiren, uterusta düz kasının kasılmasını uyararak doğuma ya da çocuk düşürmeye yol açan, kan basıncı üzerine etki eden bileşikler grubu. Hücre zarının yapısında bulunan fosfolipitler üzerine siklooksijenaz enziminin etkisiyle oluşan, 20 karbonlu yağ asidi derivesi yapısında ve farmakolojik etkisini hücrelerdeki siklik nükleotidler ile kalsiyum düzeylerini değiştirerek gerçekleştiren, A'dan J'ye kadar olan harflerle adlandırılan ve vücutta yaygın olarak üretilen maddelerin ortak adı.

FOSFATİDİLKOLİN

Hücre zarlarında bol bulunan ve ek grup olarak kolin taşıyan bir fosfolipit Lesitin. Fosfatidik aside bağlı ek grup olarak kolin taşıyan, hücre zarlarında en çok bulunan, kolinin vücut deposu olan ayrıca yağ oranı yüksek gıdalarda emülgatör olarak kullanılan bir fosfolipit, lesitin.

LİPOZOM

Biyolojik zarların özelliklerinin incelenmesi deneylerinde kullanılan, iki tabakalı lipitlerin yapay olarak oluşturduğu küresel yapı. İlaç etken maddelerinin lesitin, fosfolipitler ve benzerleri maddelerle bağlanmasıyla oluşan, içinde sulu bir faz bulunan, daha az zehirli etkili ve istenildiği zaman hedeflendirilebilen farmasötik ilaç biçimi. Hastalıkların tedavisinde olduğu gibi hücrelere gen transfer edilmesi amacıyla da kullanılır.

ŞİLOMİKRONLAR

Besinlerdeki triaçilgliserolleri dokulara taşıyan, protein ve fosfolipit tabakasıyla suda çözünür duruma getirilmiş triaçilgliserollerin büyük bir damlacığından oluşmuş bir plazma lipoproteini.

FOSFATİDİLSERİN

Hücre zarlarında bulunan ve ek grup olarak serin amino asidini taşıyan bir fosfolipit. Hücre zarlarında bulunan ve fosfatidik aside bağlı ek grup olarak serin aminoasidini taşıyan bir fosfolipit.

LİPOPROTEİNLER

Diyetle alınan veya karaciğerle yağ dokusunda sentezlenen lipitleri kullanılmak ve depolanmak üzere dokular arasında taşıyan, suda çözünebilen lipit protein kompleksleri. Lipoprotein tanecikleri hidrofob trigliserit ve kolesterol esterleri çekirdeğinin etrafını saran tek tabakalı amfipatik fosfolipitler, kolesterol ve apolipoproteinlerden oluşur. Lipoproteinler dört temel sınıfa ayrılır; yüksek yoğunluklu, düşük yoğunluklu ve çok düşük yoğunluklu lipoproteinler ile şilomikronlar.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

SÜRFEKTAN

Akciğerlerde tip II alveol epitel hücreleri tarafından yapılan, alveolve en küçük hava yollarının iç yüzeyinde bulunan sıvının yüzey gerilimini azaltan, en önemli bileşeni dipalmitolfosfatidilkolin olan fosfolipit ve lipoprotein karışımı bir madde. Akciğer esnekliğine yardımcı olur, alveollerin sönmesini önler ve akciğer ödeminin önlenmesine yardım eder. Kuvaterner amonyum bileşikleri. Yüzey aktif madde.

FOSFOGLİSERİT

Gliserofosfolipit.

PLAZMALOJEN

Sinir liflerinin miyelin kılıfında, kas ve trombositlerin hücre zarında bulunan bir gliserofosfolipit, eter lipit.