Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fizik" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fizik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında fizik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fizik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜLTÜRFİZİK
ASTROFİZİK, RADYOFİZİK, DİRİLFİZİK, İATROFİZİK
BİYOFİZİK, METAFİZİK
JEOFİZİK
FİZİK
FİZİK
Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı. Kişinin dış görünüşü. İnsanın doğal yapısı.
RADYOFİZİK
Radyoelektriğe ilişkin olayları inceleyen bilim dalı.
İATROFİZİK
Canlı organizmanın makine gibi kabul edildiği ve hastalıkların ve fonksiyon bozukluklarının mekanik yollarla açıklanmaya çalışıldığı görüş.
BİYOFİZİK
Fizyolojide geçen fiziksel olayların bilimi, biyolojik fizik.
JEOFİZİK
Yer yuvarlağını ve atmosferi etkileyen doğal fiziksel olayların incelenmesi.
KÜLTÜRFİZİK
Jimnastik.
METAFİZİK
Doğaötesi.
DİRİLFİZİK
Canlılardaki fiziksel olayları inceleyen bilim dalı.
ASTROFİZİK
Yıldız fiziği.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİZİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİLEŞİK
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.
DEKORATÖR
Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı. Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse. İç mimar.
DEVİMSEL
Devinim durumunda olan, hareki. Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren, dinamik.
ELEKTROSTATİK
Elektriklenmiş cisimler üzerinde elektriği denge durumunda inceleyen fizik dalı. Elektrikle ilgili.
BAROSKOP
Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.
FIRIN
İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet. Bu ocakta pişirilmiş. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç.
EĞİTMEK
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek. Belli bir konuda yetiştirme. Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek.
BANYO
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı. Banyo küvetinde yıkanma işi.
ELEKTRODİNAMİK
Elektrik akımlarının dinamik hareketini konu edinen fizik dalı. Bu dalla ilgili olan.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
FEN
Fizik, kimya, matematik ve biyolojiye verilen ortak ad. Fizik, kimya, matematik ve biyolojiden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik. Hile, hilekârlık. Bilim, bilgi.
ALOTROPİ
Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.
DONANIM
Bir gemi direğine, bir yelkene veya başka bir parçaya bağlı bulunan halat ve makara vb. manevra araçları. Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler. Tesisat.
DUYMAK
Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
BAŞKALAŞIM
Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi, istihale, metamorfizm.
BİLLURLAŞMA
Billur durumuna gelme. Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı fizik ve kimya değişmeleriyle geometrik biçim alması, kristalleşme.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
FİZİKÇE
Fizik bakımından.
COĞRAFYA
Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim. Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü.