Kelimeler arşivi içinde; başında "fire" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. fire ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fire ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fire olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FİRENGİLEMEK
FİRESETLİ
FİREHTİ, FİREKLİ, FİRENGİ
FİREÇE, FİRENK, FİREZE
FİREG, FİREK, FİREZ
FİRE
FİRE
Ağırlık yitimi. Eksik, noksan. Bir iş yapılırken çıkan artık parça.
FİREZ
Ekin. Biçilmiş tarlada kalan tahıl kökleri, anız.
FİRENGİLEMEK
Kilitlemek.
FİREÇE
Tabakların deriyi sıyırmak için kullandıkları araç. (Maraş).
FİREHTİ
Tarla ya da bahçe çevresine yapılan tahta parmaklık, çit.
FİREZE
Kılavuz çivilerin başlarını gizlemek için kullanılan marangoz matkabı. Büyük ağaçları çekmek için kullanılan çengelli çivi.
FİRENGİ
Kapı kilidi. Anahtar (Çayağzı).
FİRESETLİ
Becerikli.
FİREG
Anahtar. (Akbaş, Hacılar, Kamanlar Güdül Ankara).
FİREK
Domates. Asma kilit. Ekin saplarından yapılan deste.
FİREKLİ
Frengili.
FİRENK
Domates. Asma kilit. Gömme ya da oturtma kapı kilidi. (Yalvaç Isparta; Dutluca Eskişehir).
Bu bölümde tanımı içerisinde FİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜLDAN
Gülsuyunun misafire sunulurken içine konulduğu kap. (Küplü Bilecik). Çiçek konulan kap, çiçeklik.
ACISU
Maden suyu. İçmeye elverişli olmıyan tuzlu, kireçli, kükürtlü su. Deniz kenarından kaynıyarak çıkan tuzlu su. Çıban, sivilce ve yanığın içindeki sarı su, iltihap. Sabunlaşma sonunda kalan kostik suyu. Karın ağrısına iyi gelen kekik veya filiskin (Mentha silvestris) suyu. Eskiden firengiye ilâç olarak kullanılan ve iyodür dö sodyumla yapılan bir ilâç. Rakı. Madensuyu. Orta derecede tuzluluğu olan su. Ankara ilinde, Beypazarı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Denizli şehri, Sarayköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kocaeli şehri, Derbent bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Samsun ili, Asarcık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sinop şehrinde, Gerze ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Tokat ili, İğdir nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Trabzon şehrinde, Akçaabat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BAĞIŞLAMA
Bağışlamak işi, mağfiret, gufran. Hibe etme.
GİREVÜT
Yapağı ve yünün tarandıktan sonra kalan posa ve firesi.
YARLIGAMAK
Tanrı, birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek.
BAĞLAĞI
Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç.
MANTIRIÇ
Mart inciri, firenkinciri.
KİF
Firengi hastalığı. Örtü : Ahmet kifin gerisine yat. Sağlam, dayanıklı.
GEZEK
Çok gezen kişi. Köy halkının, köy odasına gelen misafire, çobana, imama sıra ile yemek göndermesi. Ailelerin aralarında sıra ile birbirlerine verdikleri ziyafet, toplantı. Misafirlik. Sıra ile hayvan gütme: Gezekten geldim. Öküz, inek ve benzerleri sürüsü. Otlak. Pirinç, buğday tarlası: Pirinç gezeği. Gezinti yeri. Öküz arabaları dizisinin en önünde giden araba: Bizim araba gezek. Sıra, nöbet: Bu akşam gezek kimde ?. Ambarların önündeki sofa. Sıra.
BAĞLAK
Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Av hayvanlarının geçeceği yer, avlanma yeri. Ormanlık ve kayalık yerlerdeki geçit. Çitle çevrilmiş tarla. Ana suya karışan derecikler. Tarlaları korumak için kenarlarına çekilen harçsız duvar, çit. Yemeni, renkli basmadan yapılan baş örtüsü. Türkünün son dörtlüğü. Bir çevrimi uzaktan açıp kapamak için kullanılan akımmıknatıssal aygıt. Oyunun sonucunu bağlayan son söz. Paklama işlemi uygulanacak kangalların, çelik tel ile bağlanarak bir araya getirilmiş birkaçı. Bir edebiyat parçasının içindeki fikirleri bağlıyan sonuç.
MEĞFİRET
Arapça kökenli mağfiret: mağfiret.
BAĞLA
Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).
SEÇİME
Firengi, belsoğukluğu gibi hastalık.
BELCEK
Kuşak, kemer, uçkur. Sığırlarda görülen bir hastalık, karasığır hastalığı. Eteklik. Mintan, içlik, firenk gömleği. Kısa kadın entarisi. Bir sığır hastalığı.
KONULGA
Misafire gönderilen yemek.
KENGİ
Romatizma. Lumbago. Nezle. Firengi. Ağrı, sızı.
BELÇEK
Mintan, içlik, firenk gömleği. Cenazeyi mezara koyarken, tabutun altından geçirilip üstte birleştirilen, kuşak gibi kaput bezi parçası.
DÖKKÜ
Köylerde ocakların arkasına dökülerek kurutulan hayvan gübresi. Yakmak için ocağa dökülen hayvan gübresi ile karışık saman. Hayvanların altına serilen ot, ağaç dalı. Hayvanlara yedirilmek için toplanan ağaç yaprağı. Misafire yapılan ikram. Rüşvet.
DIRAV
Yokuştan inerken kağnıların tekerleklerinin önüne eklenen ve firen vazifesini gören kalın sopa. Silah sesi.
GİREVİT
Yapağı ve yünün tarandıktan sonra kalan posa ve firesi.