Kelimeler arşivi içinde; sonunda "filan" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu filan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında filan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde filan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FİLAN
FİLAN
Falan.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİLAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIRTIL
Ekin bitmeyen kıraç yer. Mısır ekmeği. Taze buğday unundan pişirilmiş ekmeğin içine pekmez ya da şeker katılarak yapılan tatlı. Küme küme, yaylalarda yetişen dikenli tohumu olan, çimene benzer sert ve parlak ot. El değirmeninde çekilmiş buğday. Aşlık. Mülk, toprak. Yayla. Otlak parası, otlakiye : Filan köyün kırtılını ben satın aldım. Kira, vergi : Kırtılı kırk olanın işi bok olur. Çiçek bozuğu yüz. Gelişmesi, büyümesi durmuş ağaç. Baç. İçel şehrinde, Taşucu bucağına bağlı bir bölge.
FİLENCE
Filanca, bk. fılançe.
PAYSALLAMAK
Caydırmak : Koyunları üçer liraya satacaktım, filan adam paysalladı.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
VELAN
Filan, falan. Meşe kozalağı.
PİLİT
Çınar, meşe ve benzerleri ağaçların meyvesi, pelit. Üzüm sırasıyla nişasta ya da un kaynatılıp içine ceviz, badem konulduktan sonra kurutularak yapılan bir çeşit yiyecek, köfter. Meşe ve pırnal meyvesi. Uydu: Özü davetliydi, filan da pilitiydi. Doğal.
FALANINCI
Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.
FELEN
Merdiven. Falan. Filan.
SEFİLCE
Sefile yakışır bir biçimde, sefilane.
BAKALAK
Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.
FILAN
Filan, bk. felan.
FELANKES
Filan kimse.
FELAN
Falan. Filan. Filan, bk. filan. Nadas, nadasa bırakılmış tarla.
FALAN
Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.