Kelimeler arşivi içinde; sonunda "felaket" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu felaket ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında felaket olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde felaket olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FELAKET
FELAKET
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela. Çok kötü. Şaşırtıcı, hayrete düşürücü.
Bu bölümde tanımı içerisinde FELAKET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARABULUT
Sıkıntı, felaket. Yeryüzüne en yakın, yağmur damlalarından oluşan alçak bulutlar ve bunların ara türlerine verilen ad. bk. bulut. Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu. Edirne kenti, Sırpsındığı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya şehrinde, Akşehir belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Tunceli şehrinde, Akpazar nahiyesine bağlı bir yer.
YIKIM
Yıkma işi. Yok olmaya sebep olabilecek şey, büyük zarar, felaket. Yadımlama. İlaç veya metabolizma sonucu ortaya çıkan atık ürünün molekül düzeyinde beden sıvıları ile atılabilir duruma gelmesi. Vücuda verilen çeşitli ilaçların yol açtığı zarar.
YAS
Ölüm veya bir felaketten doğan acı ve bu acıyı belirten davranışlar, matem.
AFATLANMAK
Felakete uğramak; yanıp tutuşmak.
KURBAN
Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan. Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse. Müslümanlarda Kurban Bayramı. Bir kazada veya felakette ölen kimse. İçtenliği belirten bir seslenme sözü. Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse.
KIYAMET
Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü. Gürültülü karışıklık, gürültü patırtı. Büyük felaket, afet.
FELEKET
Arapça kökenli felâket: felaket; korkunç.
KURTARMAK
Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak. Birinin cezalandırılmasına engel olmak. Uzaklaştırmak. Kurtulmasını sağlamak. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek. Bir şeye zarar gelmesini önlemek. Bir şeyin değerini karşılamak.
HIVGAMAK
Bir felaketi önceden sezerek sıkılmak. Kışkırtmak, ayartmak, özendirmek.
UÇURUM
Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, yar. Büyük fark, ayrılık. Felaketli sonuç.
FELAKETZEDE
Felakete uğramış (kimse).
MUSAP
Başına bir kötülük, felaket gelmiş olan. Hastalığa yakalanmış, tutulmuş, uğramış.
KATASTROF
Yıkım, felaket. Doğal afet. Bir şiir veya tiyatro oyununun sonu. Fiyasko.
MUSİBET
Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey. Uğursuz.
SELZEDE
Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse.
NİKBET
Talihsizlik, felaket. Düşkünlük.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
FELAKETLİ
Felaket getiren.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
BELİYE
Felaket, keder, tasa.