Kelimeler arşivi içinde; başında "fazlaca" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. fazlaca ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fazlaca ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fazlaca olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FAZLACA
FAZLACA
Gereğinden biraz daha çok olarak, bir hayli, çokça.
Bu bölümde tanımı içerisinde FAZLACA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRLIKLI
Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.
INDALAMAK
Sarsmak, sallamak. Bir şeyin üzerine fazlaca düşmek, incelemek, araştırmak.
MİKROKROMOZOM
Çekirdekte, genellikle metafazda ekvatoryal düzlemde merkezi olarak yer alan diğer kromozomlardan fazlaca küçük olan kromozom.
GÜRAKIN
Fazlaca yapılan akın.
İRENTELEMEK
Bir şeyin üzerine fazlaca düşmek, incelemek, araştırmak.
GÜRAL
Fazlaca kırmızı olan.
LAVUK
Gereksiz konuşan (kimse). Önemsiz konular üzerinde fazlaca duran, hareketleri ve sözlerinde meymenet olmayan (kimse).
ÇOKÇA
Oldukça fazla, aşırı miktarda, fazlaca.
YÜKLÜ
Yükü olan. Çok fazla, pek çok. Gebe. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran. Yapılacak işi çok olan. Çok çalışmayı gerektiren. Çok sarhoş. Paralı, varlıklı.
DÜŞLENMEK
Dadanmak, alışmak. Üzerine düşmek, fazlaca meşgul olmak.
İNDELEMEK
Bir şeyin üzerine fazlaca düşmek, incelemek, araştırmak.
SÜNGER
Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan. Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci. Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti.
FAZLARAK
Fazlaca, biraz fazla.
KÖSÖVÜ
Ateş karıştırmaya yarayan bir ucu yanmış odun, tahta. Eski türkçe köz+egü: Fazlaca yanmış (Erzincan Merkez).
DOLGUNCA
Biraz şişman. Fazlaca, çokça, bol.
İRDELEMEYH
Bir şeyin üzerine fazlaca düşmek, incelemek, araştırmak. Dedikodu yapmak: Bu işi beğenmezsen beğenme daha ne irdeliyersen. Bir şeyi çok incelemek, araştırmak. Dedikodu etmek.
GARIMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.
TEHSİL
Bir şeyi fazlaca arzu etmek (Erzincan Merkez). Tahsil.