Kelimeler arşivi içinde; sonunda "etken" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu etken ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında etken olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde etken olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YARIİLETKEN
DİRETKEN, YÖNETKEN
İLETKEN, ÜRETKEN, ÖNETKEN
ETKEN
ETKEN
Etki eden şey, faktör. Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir. Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı.
İLETKEN
Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde), nâkil, yalıtkan karşıtı. Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey).
YÖNETKEN
Yönetme yeteneği olan, becekli. Düzenli, tertipli.
ÖNETKEN
Kendinden sonra gelen herhangi bir süreci olumlu ya da olumsuz biçimde etkileyen uyaran ya da süreç.
DİRETKEN
İçinde bulunduğu çözeltiye, baz ya da asit eklendiğinde, o çözeltinin pH'sının değişimine direnç gösteren özdek.
YARIİLETKEN
Kıvıl akımı pek az ileten siliş, german ya da kimi organik kırılcalara benzer özdekler. Bayağı iletkenlerin tersine, direnci sıcaklık ve katışkı özdeklerinin varlığıyla azalan iletken.
ÜRETKEN
Üretme gücü olan, çok üreten.
Bu bölümde tanımı içerisinde ETKEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOĞURUCU
Yeni düşünceleri ortaya koyan (kimse), üretken, yaratıcı.
CAMLIK
Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk, camekân.
ARMATÜR
Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım. Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.
AKIŞMAZ
Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.
BAYILMAK
Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek. Vermek, ödemek. Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. Çok hoşlanmak, çok sevmek.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
BOŞALMA
Boşalmak işi. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj.
EDİLGEN
Yapılan işten etkilenen, pasif, etken karşıtı. Edilgen fiil.
ELEKTRİKLEMEK
Üzerinde elektrik gücü bulunmayan bir iletkene, elektrikli başka bir iletkeni yaklaştırmak veya değdirmek yoluyla elektrik gücü vermek. Etkilemek.
BÜZÜLMEK
Büzme işi yapılmak. Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek.
DUYARLI
Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, duygun, hassas.
DAĞILMAK
Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.
AYRIŞMA
Ayrışmak işi. Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi, inhilal.
AYRIŞMAK
Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
AMİL
Etken, etmen, sebep, faktör.
ÇEVRİM
Devir. Elektrik enerjisinin bir başka enerjiye dönüştürülmesi. Bir elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol, devre.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.