Kelimeler arşivi içinde; sonunda "esleme" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu esleme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında esleme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde esleme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KAFESLEME, NEFESLEME, ADRESLEME
PRESLEME
BESLEME, SESLEME, GESLEME
ESLEME
ESLEME
Eslemek işi.
SESLEME
Seslemek işi.
BESLEME
Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.
NEFESLEME
Nefeslemek işi.
KAFESLEME
Kafeslemek işi.
ADRESLEME
Özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan ve adres ya da erişki denilen verinin fiziksel olarak oluşturulup bu amaçla kullanılması, örn. bir bellek sözcüğünün, bir yazmacın, bir çevre biriminin adreslenmesi.
GESLEME
Dört santimetreden fazla kalın olan tahta.
PRESLEME
Presle sıkıştırma. Kumaşları basınç altında tutarak yapılmış olan işlem.
Bu bölümde tanımı içerisinde ESLEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHTARMAK
Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. Aramak, araştırmak, soruşturmak. Arayıp bulmak. Devirmek, yıkmak. Yenmek. Tavuk veya horoz toprak, çöp eşelemek. Mide bulanmak. Tohum ekmeden, tarlayı sürüp nadasa bırakmak. 1. Beslemek, yiyip içeceğini vermek.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
İAŞE
Yedirip içirme, besleme, bakma.
BESLETMEK
Besleme işini başkasına yaptırmak.
PRESLENMEK
Presleme işi yapılmak.
BESLEK
Besleme, hizmetçi, ahretlik.
BUĞUZ
Kin besleme, nefret etme.
YEMLEMEK
Hayvana yem vermek, beslemek. Toplara ağızotu koymak. Yem takmak. Bir kimseyi kandıracak biçimde davranmak.
ÖÇLENMEK
Öç beslemek, öç ile dolu duruma gelmek, hınç beslemek, kin duymak.
TAVLANDIRMAK
Tavlanmasını sağlamak. Hayvanı semirtmek, şişmanlatmak. Beslemek.
EMZİK
Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme. Sigara ağızlığı. İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik. Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon.
GARAZSIZ
Kin beslemeyen, garazı olmayan.
BESLEYİCİ
Besleyen, beslemeye yarayan, besin değeri yüksek, mugaddi.
BESLEMELİK
Besleme.
BESLENMEK
Kendini beslemek. Besleme işine konu olmak.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
BESLENGİ
Hizmetçi, evlatlık, besleme.
ESERMEK
Bakmak, beslemek, yetiştirmek.
NEFSANİYET
Düşmanlık duygusu, kin besleme.
YEDİRMEK
Yemesini sağlamak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir kimseye rüşvet vermek.