Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eritrosit" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eritrosit ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eritrosit olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eritrosit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ERİTROSİT
ERİTROSİT
Alyuvar.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERİTROSİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HEMOLİZ
Kırmızı kan hücrelerinin hemoglobini serbest bırakarak bozunması. Eritrositlerin eriyerek yapılarındaki hemoglobinin açığa çıkması, eritrositlerin erimesi. Alyuvarların, içerisindeki hemoglobinin dışarı çıkacak tarzda parçalanması, yıkımlanması veya ayrışması. Daha az yoğun bir ortamda, alyuvarların sitoplazmasının eriyerek göze zarı dışına çıkması olayı.
HEMOFAGOSİTOZ
Eritrositlerin fagositik hücrelerce yutulması. Yaşam süreleri dolmuş alyuvarların dolaşımdan uzaklaştırılması için alyuvarların fagositik hücrelerce yutulması.
NORMOBLAST
Eritroblast. Eritroblâsttan gelişen ve henüz olgunlaşmamış, çekirdeğini atarak olgun eritrositi meydana getirecek olan kırmızı kan hücresi.
HEMAGLÜTİNİN
Eritrositleri çöktüren herhangi bir madde. Alyuvarları kümelendiren ve çöktüren antikor molekülü.
HEMATOFAJ
Kanla beslenen. Eritrositleri içine alarak imha eden hücre.
STROMA
Birçok organlarda içinde damarların ve sinirlerin uzandığı yumuşak doku. Kemik iliğinde ve lenfatik dokularda retiküler teller ile primitif retiküler hücreler ve sabit makrofajlardan yapılmış bir ağ şeklinde olan, ağın boşluklarında kan hücrelerini veren ana hücreler (hemositoblâst) ile diğer teşekkül etmiş kan hücreleri bulunan doku. Kloroplâstlarda ve mitokondrilerde iç zarın içinde kalan kısım. 3.Mantar hücreleri ile konak dokusu arasında spor taşıyan yapıların meydana getirdiği doku. 4.Kırmızı kan hücrelerinin hemoglobin ayrıldıktan sonra kalan saydam ince çerçevesi. Ovaryumda foliküllerin gömülü olduğu yumuşak, damarlı, ağsı yapı. Gözde saydam tabakanın kısımlarından biri. Kloroplast ve mitokondrilerde iç zarın içinde bulunan kısım. Birçok organda içinde damar ve sinirlerin uzandığı yumuşak doku. Kloroplastlarda ve mitokondrilerde iç zarın içinde kalan kısmı. Mantar hücrelerle konak dokusu arasında spor taşıyan yapıların meydana getirdiği doku. Bir organ veya oluşumda görev yapan unsurların oluşturduğu hücre kümesini çevreleyerek ona destek sağlayan bağ dokusundan oluşan iskelet, temel doku. Herhangi bir organın bağ dokusundan oluşan ve organa bağ ve destek sağlayan kesimi. Göze içindeki stroma; eritrosit stroması.
SERAMİT
Hücre zarındaki uzun zincirli doymamış bir amino alkol olan sfingozinin yağ asidi amidi. Eritrosit zarlarında seramitlere antijenik oligosakkaritler bağlanmıştır. Sfingolipitlerde, 18 karbonlu bir çift bağ içeren amino alkol sfingosinin amino grubuna, 18 veya 26 karbonlu doymuş veya tek doymamış yağ asidinin amid bağıyla bağlanması sonucunda oluşan temel yapı molekülü.
KRİPTOZOİT
Belirli sporozoan protozoonların alyuvar dışı evrelerindeki merontları. Plasmodium türlerinin preeritrositik şizontları.
ERİTROBLAST
Alyuvar olgunlaşma aşamalarından hemositoblasttan sonra gelen en genç olgunlaşmamış alyuvar tipi, normoblast, ortokromatofil eritroblast. Kemik iliğinde eritrositi verecek olan çekirdekli hücre.
ALYUVAR
Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.
HEMOSİTOBLAST
Miyeloyit ana hücresi. Kemik iliğinde bulunan ve her tip beyaz kan hücresi (monosit, granülosit, lenfosit) ile megakaryosit ve eritrositleri veren çok yönlü hücre. Hematositoblast. , : Kan yapan dokularda bulunan ve kan gözelerini verecek olan ilkel bir göze tipi.
SPLENOSİT
Eritrositlerin parçalanmasını ve mikroorganizmaların yutulmasını sağlayarak vücudu koruyan, dalağın sabit primitif retiküler hücreleri. Eritrositlerin parçalanmasını ve mikroorganizmaların yutulmasını sağlayarak vücudu koruyan, dalakta bulunan tek çekirdekli büyük hücreler. Dalakta bulunan tek çekirdekli büyük bir tip göze.
GLÜTATYON
Hayvan ve bitki dokularında yaygın olarak dağılan, hem indirgenmiş hem de oksitlenmiş formda bulunan, peroksitlerin ve serbest radikallerin yıkımı, zararlı bileşiklerin detoksifikasyonunda aktivite gösteren, eritrositlerde methemoglobin ve peroksitlerin redüksiyonuyla oksidatif hasarı önleyen ve aminoasitlerin hücre zarını geçişte taşınmasına katılan bir madde.
HEMATOKRİT
Kandaki eritrositlerin yüzde olarak hacimi. Kan hücreleri hacminin tüm kan hacmine oranı, PCV. Genellikle 100 ml kanda bulunan alyuvarların ml olarak hacmini ifade eder.
HEMAGLÜTİNASYON
Eritrositlerin çöktürülmesi. Kimi bakteriler veya virüslerin yüzeylerinde bulunan hemaglütinin proteinleri sayesinde, bu mikroorganizmaların uygun alyuvar hücreleri yüzeyine bağlanması ve alyuvarları çöktürmesi. Yanlış kan aktarımlarında antikorların alyuvar yüzeyindeki antijenlere bağlanması sonucu alyuvarların bir araya toplanarak kümeler oluşturması gibi alyuvar kümeleşmesine verilen ad.
HEMADZORPSİYON
Eritrositlerin başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması. Alyuvarların başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması.
SPEKTRİN
Kırmızı kan hücre zarının sitoplâzmaya bakan yüzünde yer alan, aktin ve diğer protein molekülleri ile birlikte oluşturdukları ağ yapısının eritrositin şeklini sağladığı düşünülen telsi bir protein.
DİYAPEDEZ
Akyuvarların (lökositler) kılcal damar duvarını geçerek etrafındaki dokuya ya da iltihaplı bölgeye göç etmeleri. Eritrositlerin kılcal damar duvarından dışarı sızarak etraftaki dokuya veya iltihaplı bölgeye göç etmesi. Yangı olayları sırasında alyuvarların nötrofil lökositlerin geçtiği yoldan, hidrostatik basınç etkisiyle hareketsiz olarak damar dışına çıkmaları. Kan hücrelerinin damar çeperlerinden dokulara sızması.
ŞİSTOSİT
Parçalanan ve boş parçalar hâline gelen eritrosit.