Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eniş" olan, toplam 113 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eniş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eniş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eniş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HİDDETLENİŞ, KÖSTEKLENİŞ, KUVVETLENİŞ, NETİCELENİŞ, PERÇİNLENİŞ, BİLİNÇLENİŞ, DERECELENİŞ, DESTEKLENİŞ, DİPÇİKLENİŞ, DİZGİNLENİŞ, TASDİKLENİŞ
BÖLÜMLENİŞ, KEDERLENİŞ, KÖPEKLENİŞ, KÖPRÜLENİŞ, KÖPÜKLENİŞ, NİYETLENİŞ, ÖRGÜTLENİŞ, PAKETLENİŞ, SERGİLENİŞ, SİNİRLENİŞ, SÜRÜKLENİŞ, ŞÜPHELENİŞ, TEMİZLENİŞ, BETİMLENİŞ, BİÇİMLENİŞ, BİLGİLENİŞ, BÖBÜRLENİŞ, ÇELMELENİŞ, ÇEVRELENİŞ, ÇÖZÜMLENİŞ, DEĞERLENİŞ, DEMETLENİŞ, DESTELENİŞ, DİDİKLENİŞ, DİKİZLENİŞ, GÖZETLENİŞ, HEVESLENİŞ, HÜZÜNLENİŞ, İNDİRGENİŞ, İSTEKLENİŞ, Devamını Oku »»
BÜYÜLENİŞ, DEBELENİŞ, EDEPLENİŞ, ERTELENİŞ, İLGİLENİŞ, İNCELENİŞ, KESELENİŞ, KÖTÜLENİŞ, KÜMELENİŞ, NEŞELENİŞ, NİTELENİŞ, ÖFKELENİŞ, ÖNEMSENİŞ, ÖRSELENİŞ, ÜMİTLENİŞ, ZEDELENİŞ, ALEVLENİŞ, ATEŞLENİŞ, KIZILENİŞ
ÇİĞNENİŞ, DÖLLENİŞ, EFELENİŞ, GİZLENİŞ, GÜÇLENİŞ, HİSLENİŞ, KÖKLENİŞ, KÜLLENİŞ, NEMLENİŞ, SERZENİŞ, SESLENİŞ, SÖYLENİŞ, SÜSLENİŞ, ŞENLENİŞ, YELTENİŞ, BESLENİŞ, ÇÖPLENİŞ, DEPRENİŞ, DERLENİŞ, DİKLENİŞ, DİLLENİŞ, DİNLENİŞ
BEĞENİŞ, BEZENİŞ, DİLENİŞ, DİRENİŞ, DÖŞENİŞ, EĞLENİŞ, EVLENİŞ, GÜCENİŞ, GÜVENİŞ, İÇLENİŞ, İĞRENİŞ, İMRENİŞ, İŞLENİŞ, İZLENİŞ, ÖĞRENİŞ, ÖNLENİŞ, TÜKENİŞ, İSTENİŞ, KEŞENİŞ
İLENİŞ, ÖDENİŞ, ÖZENİŞ
GENİŞ, DENİŞ, KENİŞ, YENİŞ
ENİŞ
ENİŞ
Meyil, iniş. Dokumada uzun iplik. İniş.
KÖSTEKLENİŞ
Kösteklenme işi.
KUVVETLENİŞ
Kuvvetlenme işi.
DİPÇİKLENİŞ
Dipçiklenme işi.
PERÇİNLENİŞ
Perçinlenme işi.
HİDDETLENİŞ
Hiddetlenme işi.
KEDERLENİŞ
Kederlenme işi.
BİLİNÇLENİŞ
Bilinçlenme işi, şuurlanış.
KÖPRÜLENİŞ
Köprülenme işi.
DİZGİNLENİŞ
Dizginlenme işi.
DERECELENİŞ
Derecelenme işi.
NETİCELENİŞ
Sonuçlanış.
DESTEKLENİŞ
Desteklenme işi.
TASDİKLENİŞ
Onaylanış.
KÖPEKLENİŞ
Köpeklenme işi.
BÖLÜMLENİŞ
Bölümlenme işi, sınıflanış.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
AKBABAGİLLER
Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ALVEOL
Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ANEVRİZMA
Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.
BADYA
Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı.
ARŞINLAMAK
Arşınla ölçmek. Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak.
AMFORA
İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi.
BASUR
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
ARZ
Sunma. Piyasaya mal sürülmesi, sunu. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.