Kelimeler arşivi içinde; sonunda "elli" olan, toplam 106 adet kelime bulunmaktadır. Sonu elli ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında elli olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde elli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BÜYÜKGERDELLİ, HORZUMEMBELLİ
BÜYÜKEYNELLİ, KÜÇÜKEYNELLİ, YAĞŞAGALELLİ
ONİKİTELLİ, ÇİFTETELLİ, TEVEKKELLİ
MÜTESELLİ, MÜTEVELLİ, TERELELLİ, BİDİBELLİ, EĞERBELLİ, GARAVELLİ, GEREDELLİ, HACISELLİ, KARAVELLİ, NOTURELLİ, ŞAHİNELLİ, TİRELELLİ, YEDİGELLİ
AĞIRELLİ, BESBELLİ, ÇENGELLİ, DANTELLİ, GELGELLİ, HEYKELLİ, PARSELLİ, PUTRELLİ, İKİTELLİ, ADIBELLİ, ARACELLİ, BİTKELLİ, CİRGELLİ, ÇERÇELLİ, ÇERKELLİ, ÇÜFTELLİ, DÖNGELLİ, DÖYMELLİ, GENCELLİ, GONBELLİ, KARAELLİ, KATMELLİ, KAZKELLİ, KESTELLİ, MENGELLİ, PASTELLİ, SİNDELLİ, SÜRGELLİ, ŞEFŞELLİ, ŞİMŞELLİ, Devamını Oku »»
BEDELLİ, ÇEPELLİ, ENGELLİ, NİKELLİ, RİMELLİ, TECELLİ, TEMELLİ, TESELLİ, TEYELLİ, ÜÇTELLİ, YALELLİ, AYRELLİ, BEYELLİ, BİRELLİ, CEPELLİ, ÇEMELLİ, ÇÖPELLİ, DÖĞELLİ, EMCELLİ, ERDELLİ, EYCELLİ, EYNELLİ, FESELLİ, GABELLİ, GEBELLİ, GEDELLİ, GİRELLİ, GÖBELLİ, GÜZELLİ, HERELLİ, Devamını Oku »»
EHELLİ, EMELLİ, ESELLİ, İÇELLİ, İTELLİ
BELLİ, KELLİ, TELLİ, YELLİ, DELLİ, HELLİ, SELLİ, VELLİ
ELLİ
ELLİ
Kırk dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 50 ve L rakamlarının adı. Eli olan. Beş kere on, kırk dokuzdan bir artık.
ONİKİTELLİ
Tambura cinsinden, on iki teli olan bir halk çalgısı.
YAĞŞAGALELLİ
Güldürücü, eğlendirici kişi.
HORZUMEMBELLİ
Manisa ilinde, Alaşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
GEREDELLİ
Çanakkale şehrinde, Kacak bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
MÜTEVELLİ
Bir vakfın yönetimi kendisine verilmiş olan kimse.
TEVEKKELLİ
Kahramanmaraş şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BİDİBELLİ
Zamanında.
EĞERBELLİ
Beli çok çukur olan at.
BÜYÜKGERDELLİ
Edirne kenti, Süloğlu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÇİFTETELLİ
Göğüs ve göbek titreterek, gerdan kırarak oynanan bir oyun. Bu oyunun müziği.
GARAVELLİ
Boş sözler: Başında garavelli ohuma. Güldürücü küçük fıkra.
BÜYÜKEYNELLİ
Yozgat kenti, Eymir nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TERELELLİ
Hafif ve hoppa.
KÜÇÜKEYNELLİ
Yozgat kenti, Eymir bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
MÜTESELLİ
Avunan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AĞARTI
Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AFAKİLİK
Nesnellik.
AĞCIK
Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ADİ
Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.
AKASMA
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.