Kelimeler arşivi içinde; başında "elektro" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. elektro ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu elektro ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde elektro olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ELEKTROMANYETİZMA, ELEKTRONEGATİFLİK, ELEKTROPOZİTİFLİK, ELEKTROEJAKÜLATÖR
ELEKTROMİYOGRAFİ, ELEKTROMETALÜRJİ, ELEKTRORADYOLOJİ, ELEKTROFOTOMETRE, ELEKTROEPİLASYON, ELEKTROBİYOLOJİK
ELEKTROMIKNATIS, ELEKTROBİYOLOJİ, ELEKTROMANYETİK, ELEKTROPORASYON, ELEKTRONİKÇİLİK
ELEKTROŞİRURJİ, ELEKTRONEGATİF, ELEKTROTROPİZM, ELEKTROMEKANİK, ELEKTROPOZİTİF, ELEKTROKAPLAMA, ELEKTRODİNAMİK, ELEKTRODİYALİZ
ELEKTROSTATİK, ELEKTROTEKNİK, ELEKTROANALİZ
ELEKTROMOTOR, ELEKTROTAKSİ, ELEKTROFOREZ, ELEKTROGİTAR, ELEKTROKİMYA, ELEKTROKOTER, ELEKTROOZMOZ, ELEKTRONVOLT, ELEKTRONİKÇİ, ELEKTROMOBİL, ELEKTROMETRE
ELEKTRONLAR, ELEKTROPLAK, ELEKTROSKOP
ELEKTROLİT, ELEKTROFİL, ELEKTROŞOK, ELEKTROFON, ELEKTROSİT, ELEKTROSAZ, ELEKTROJEN, ELEKTROLİZ, ELEKTRONİK
ELEKTRON, ELEKTROT
ELEKTRO
ELEKTRO
Elektrokardiyografi. Elektrikle ilgili.
ELEKTROFOTOMETRE
Kolorimetrik analizler için fotoelektrik bir sensörle donatılmış alet.
ELEKTROMİYOGRAFİ
Hareket hâlindeki bir adale tarafından meydana getirilen elektrik akımlarının yazılı olarak kaydedilmesi esasına dayanan tanı yöntemi.
ELEKTROBİYOLOJİ
Canlılarda görülen elektrik olaylarını inceleyen bilim.
ELEKTROPORASYON
Yüksek voltaj verilerek hücre zarında geçici porlar meydana getirilmesi ile protoplast tarafından yabancı DNA'nın hücre içine alınmasının hızlandırılması.
ELEKTROPOZİTİFLİK
Bir elementin elektron verip katyon oluşturma eğilimi. Alkali ve toprak alkali metaller elektropozitiftir.
ELEKTROEJAKÜLATÖR
Spermanın elektrik akımı kullanarak ejakülasyonunu sağlayan alet.
ELEKTROBİYOLOJİK
Elektrobiyoloji ile ilgili.
ELEKTROMANYETİK
Elektromanyetizması bulunan veya bununla ilgisi olan.
ELEKTRONİKÇİLİK
Elektronikçinin yaptığı iş.
ELEKTRORADYOLOJİ
Hastalıkların tanı ve tedavi edilmesinde elektrik ışınlarının uygulanmasını öngören tıp dalı.
ELEKTROEPİLASYON
Tirişiazis, diştiazis ve ektopik silya gibi göz kapağında görülen fazla ve zararlı kirpiklerin kıl folükülleri içine girilip elektirik akımıyla yakılarak uzaklaştırılması.
ELEKTROMETALÜRJİ
Metalürji ürünlerinin elde edilmesinde ve arıtılmasında termik elektriğin ısı ve elektroliz özelliklerinin kullanılması. Elektrikle ısıtma olaylarından yararlanılarak yapılmış olan ve madenlere uygulanan termik işlemlerin hepsi.
ELEKTRONEGATİFLİK
Elementlerin, katıldıkları kimyasal bağdaki elektronlara sahip olma eğilimlerinin bağıl ölçüsü. Genel olarak, periyodik sistemin sağ üst kısmında yer alan elementlerin elektronegatiflikleri yüksektir En elektronegatif element olan Florun elektronegatifliği itibari olarak 4,00 kabul edilmiş ve diğer elementlerin elektronegatiflikleri buna göre sıraya dizilmişlerdir.
ELEKTROMANYETİZMA
Elektriklenme ile mıknatıslanmanın karşılıklı olarak etkilenmelerinden ortaya çıkan olayların bütünü. Elektrik akımıyla mıknatıs elde etme.
ELEKTROMIKNATIS
İçinde manyetik akıyı toplayıp arttırıcı bir yumuşak demir bulunan, bobin veya bobinlere doğru akım geçirilerek elde edilen mıknatıs.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELEKTRO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ELEKTROLİT
Elektroliz işlemiyle çözülen madde. Bir elektrolitten akım geçirildiğinde elektrotlarda meydana gelen kimyasal değişme. Hücre içi ve dışı sıvısındaki sodyum, potasyum vb. madensel iyonlar.
ELEKTROT
Bir elektrolitin içine daldırılan, artısına anot, eksisine katot denilen iki iletken çubuktan her biri.
BİLGİSAYAR
Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.
ELEKTROFİL
Bir atom veya iyondan elektron alabilen, onunla elektron paylaşabilen madde.
BİLİŞİM
İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.
BETATRON
Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir araç.
ELEKTRONİKÇİ
Elektronik işi ile uğraşan kimse.
ELEKTRONEGATİF
Elektrolizde artı kutupta toplanma niteliği olan (cisimler).
ANTEN
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.
ELEKTRİK
Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
DOYMUŞ
Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş. Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu. İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş.
BİYOELEKTRONİK
Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü.
ÇEVİRGE
Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem.
DİJİTAL
Sayısal. Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren. Verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi.
ÇÖZÜCÜ
Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey. Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder.
ELEKTROPOZİTİF
Elektrolizde eksi kutupta toplanma niteliği olan (cisimler).
ELMEK
Elektronik posta.
ELEKTRONİK
Serbest elektronların etkisiyle oluşan olayları inceleyen bilim dalı. Elektron temeline dayanan, elektronla ilgili.
DÖNÜŞTÜRÜCÜ
Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genel olarak farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç, trafo, transformatör.
BİLGİYAZAR
Elektronik sistemle dizgi yapan alet.