Sonu ELDEK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eldek" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eldek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında eldek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eldek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KESKELDEK, ZEMBELDEK, VEZGELDEK, VAZGELDEK, ŞİŞMELDEK, MÜZMELDEK, MEZMELDEK, MEZĞELDEK, MEZGELDEK, MEJGELDEK, GÖMBELDEK, DÜNBELDEK, DÖŞMELDEK, BEZMELDEK

8 harfli kelimeler

GÜVELDEK, KEPELDEK, GÖVELDEK, DÜZELDEK, SÖMELDEK

6 harfli kelimeler

BELDEK, GELDEK, SELDEK, DELDEK

5 harfli kelimeler

ELDEK

Bazı kelimelerin anlamları

ELDEK

İhtiyat, tedbir. Bulgur taşının üzerindeki elle tutulan kısım. Aletsiz kalma: Kirmenimi kırıp, beni eldek koydular. Ele geçirilmesi kolay (kadın).

GÜVELDEK

Ağaçlarda biten asalak bitki, burç.

ŞİŞMELDEK

Ham incir. Sıska (insan). Şişmiş.

DÜNBELDEK

Dümbelek.

DÖŞMELDEK

Orta boylu ve göbekli kişi.

MEZĞELDEK

Yabanördeği. Yabantavuğu.

VEZGELDEK

Bir av kuşu.

MEJGELDEK

Anguta benzeyen göçmen bir kuş.

MÜZMELDEK

Çalı türünden olan gıcır ağacının yemişi.

VAZGELDEK

Yabantavuğu.

ZEMBELDEK

Aşağı görülen kişi.

MEZMELDEK

Yabanördeği.

KESKELDEK

Kesilen ağacın işe yaramayan kısmı.

BEZMELDEK

Bir çeşit av kuşu.

GÖMBELDEK

Çobanlara verilen bahşiş: Gömbeldeği almayan çoban davarı vermez.

MEZGELDEK

Yabanördeği. Düşüncesiz, aptal. Yeleğin arkasındaki toka. Yabantavuğu. Yabani ördek cinsinden bir kuş.

  -   -   -  

Anlamında ELDEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ELDEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ELLİBİR

Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu.

YİTİRİM

Eldeki erkenin işe yarar tutarının azalması, erke yitimi.

PABUÇ

Ayakkabı. Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti. İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça.

DEĞERLENDİRİM

Bir niceliğin eldeki verilere göre sayısal tutarını bulma.

DÜZELTMECİLİK

Eldeki imkânlarla, ihtilale başvurmadan toplum düzeninin daha iyi duruma getirilebileceğini, sosyal adaletin sağlanabileceğini ileri süren siyasi sistem, ıslahatçılık, reformculuk.

ŞARAK

Eldeki çatlak, yarık.

UZAYLAMA

Genellikle, eldeki verilerin sınırı dışında kalan bir işleve özgü değerleri önceden kestirmek için yapılan çalışma.

APLİKASYON

Uygulama. Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya bir dantel dikilerek yapılmış olan süs. Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.

YİRMİBİR

Eldeki kâğıtların sayı toplamının yirmi bir olmasına dayalı bir tür iskambil oyunu.

İSTATİSTİK

Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi, sayımlama. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı, sayım bilimi.

DÜZENTASAR

Kent ya da kasaba halkının sağlığını korumak, toplumsal, ekonomik ve ekinsel gereksinmelerini, iyi yaşama düzenini ve çalışma koşullarını ve güvenliğini sağlamak amacıyla, ülke, bölge ve kent verilerine dayanılarak oturma, çalışma, dinlenme ve ulaşım gibi kentsel işlevler arasında denge kurup, eldeki ve sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak için, varsa yeryazım durumu da belirtilen haritalar üzerinde toprak parçalarının kullanım biçimlerini ve başlıca bölge tiplerini gösteren, tüzel bir değeri olan onaylanmış belge. bk. ana düzentasar.

TASINLI

Metinlerde bulunmadığı halde, eldeki çeşitli şekilleri karşılaştırılarak asıl diye tasarlanıp saptanan (kök, kelime ...) (TASINLAMA, Reconstruction).

DOYUM

Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm.

FUL

Taşkırangillerden, birçok türü bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği (Casmin sambac). Poker oyununda eldeki beş kâğıttan üçünün aynı renk veya biçimde, ikisinin başka bir renk veya biçimde olması durumu. Küçük taneli bir tür bakla.

GEÇİRMEK

Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.