Kelimeler arşivi içinde; başında "eksi" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. eksi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eksi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eksi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EKSİTOTOKSİTİTE
EKSİTOVASKULER, EKSİTOSEKRETOR
EKSİBİSYONİZM, EKSİLTEBİLMEK
EKSİTABİLİTE, EKSİÇEKERLİK, EKSİLTEBİLME, EKSİTOTOKSİN
EKSİLTİLMEK, EKSİKSİZLİK, EKSİKLENMEK, EKSİKETEKLİ
EKSİKLENME, EKSİKLEMEK, EKSİTASYON, EKSİLTİMLİ, EKSİLTİLME
EKSİLTİLİ, EKSİLTMEK, EKSİKETEK, EKSİKATÖR, EKSİGETEK
EKSİLTME, EKSİLTİM, EKSİRANI, EKSİKSİZ, EKSİTABL, EKSİLMEK, EKSİTMEK, EKSİKREK, EKSİKLİK, EKSİZYON
EKSİLTİ, EKSİTUS, EKSİRAN, EKSİMEK, EKSİLME, EKSİLİŞ, EKSİLEN, EKSİKLİ, EKSİCİL, EKSİCİK
EKSİTE, EKSİUÇ, EKSİBE
EKSİN, EKSİŞ, EKSİK, EKSİZ
EKSİ
EKSİ
Çıkarma işleminde - işaretinin adı, nakıs. Eksiklik. Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan (sayı), negatif, nakıs, artı karşıtı.
EKSİKLENMEK
Eksiklik duymak.
EKSİTOSEKRETOR
Salgıyı uyaran.
EKSİLTEBİLME
Eksiltebilmek işi.
EKSİKLENME
Eksiklenmek işi veya durumu.
EKSİTOTOKSİN
Uyarıcı amino asit almaçlarını yüksek çekicilikte uyaran kainik asit ve kiskalat veya kiskalik asit bileşiklerine verilen ad.
EKSİTOTOKSİTİTE
Serebrovasküler hastalıklara veya beyin veya omurilik yaralanmalarına bağlı serebral veya spinal iskemi ve serebral iskemiye bağlı inme sırasında iskemik bölgedeki sinir uçlarından aşırı miktarda aspartat salıverilmesi sonucu, N-metil- D- aspartat (NMDA) almaçlarının aşırı uyarılmasıyla almaçlara bağlı iyon kanallarından nöronların içine aşırı miktarda Ca++ girmesi sonucu oluşan nöronlardaki nekroz.
EKSİLTİLMEK
Eksiltme işine veya durumuna konu olmak.
EKSİÇEKERLİK
Ilın öğeciklerin eksicik çekme eğilimlerini sıralayan, dolayısıyla öğeciğin kimyasal etkinliği ve özdecik içinde yol açacağı ucaylaşmaya ilişkin bilgi veren nicelik. Bir atomun elektron ilgisini ve dolayısıyla kimyasal bağ yapma eğilimini gösteren özellik.
EKSİBİSYONİZM
Göstermecilik.
EKSİKLEMEK
Tökezlemek, sürçmek nedeniyle vücudun bir tarafını incitmek.
EKSİLTEBİLMEK
Eksiltme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EKSİKETEKLİ
Kadın.
EKSİTABİLİTE
Uyarılabilme yeteneği.
EKSİTOVASKULER
Damarları genişleten ve daraltan.
EKSİKSİZLİK
Eksiksiz olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKSİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMORTİSÖR
Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen. Bu düzeni kuran öge, yumuşatmalık.
ALKOLSÜZ
Alkolü olmayan. Alkol içmeksizin. Alkol içilmeyen.
ALYUVAR
Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
ARTI
Toplama işleminde + işaretinin adı, zait. Fazlalık. Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
ALTERNATİFSİZ
Seçeneksiz.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
ANYON
Negatif elektrikle yüklü iyon, eksin.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ALTERNATİFSİZLİK
Seçeneksizlik.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
AKBALIKÇIL
Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).