Kelimeler arşivi içinde; başında "dırı" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. dırı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dırı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dırı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DIRIZLANMAK, DIRIHLAŞMAH, DIRIKLAŞMAK, DIRILDANMAK
DIRIZLAMAK, DIRIKLAMAK, DIRILAŞMAK, DIRINDILIK, DIRIMLAMAK
DIRITMAK, DIRIKMAK, DIRIŞMAK
DIRIMAÇ, DIRIZLI, DIRITKI, DIRINGA, DIRIMAK, DIRIMAH, DIRILTI, DIRICIT
DIRIT, DIRIL, DIRIK, DIRIZ, DIRIH, DIRIÇ
DIRI
DIRI
Gül fidanına benzeyen dikenli bir çalı. Kötü kalpli insan.
DIRIZLI
Gergin.
DIRIMAÇ
Sırta bağlanarak taşınan yük.
DIRILDANMAK
Gereksiz ve çok konuşmak, gevezelik etmek.
DIRIMLAMAK
Uyarmak.
DIRILAŞMAK
Darılmak, tartışmak.
DIRIŞMAK
Birbiriyle itişip kakışmak.
DIRIZLAMAK
Germek.
DIRIZLANMAK
Gerinmek, şişmek.
DIRIKMAK
Sığınıp yerleşmek, yurt tutmak: Fukara bizim yanımıza girdi, dırıktı. Koşmak, kaçmak, seyirtmek.
DIRITKI
İnce, dayanaklı olmayan (kumaş için).
DIRIKLAŞMAK
Kadınlar karşı karşıya kötü söz söylemek, sövüşmek.
DIRITMAK
Direnmek. Karşı koymak. Kovmak, başından defetmek.
DIRINDILIK
Kötü et, makbul olmayan et.
DIRIKLAMAK
İshal olmak.
DIRIHLAŞMAH
Kadınlar karşı karşıya kötü söz söylemek, sövüşmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DIRI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ANİMATÖR
Canlandırıcı.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.
ALDIRIŞSIZLIK
Aldırışsız olma durumu.
APSENT
Pelinle kokulandırılmış sert bir içki.
ASİLİK
Başkaldırıcılık.
AĞAÇLANDIRILMA
Ağaçlandırılmak işi.
ADLANDIRILMA
Adlandırılmak işi, isimlendirilme.
ANALOJİ
Benzeşim, benzeşme. Örnekseme. Andırışma.
ASES
Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.
ASPİRİN
Ağrı kesici, ateş düşürücü ve kanı sulandırıcı olarak kullanılan beyaz renkli hap.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
AKMA
Akmak işi. Reçine, çam sakızı, akındırık.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
ANDIRIŞMA
Andırışmak işi. İltibas. Ortak yönleri bulunan iki şey arasındaki benzeşme, analoji.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.