Kelimeler arşivi içinde; başında "düğüm" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. düğüm ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu düğüm ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde düğüm olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DÜĞÜMLEYEBİLMEK
DÜĞÜMLEYEBİLME
DÜĞÜMÇÖZMEK, DÜĞÜMÇÖZÜCÜ, DÜĞÜMLENMEK
DÜĞÜMLEMEK, DÜĞÜMLENME
DÜĞÜMLEME
DÜĞÜMCÜK, DÜĞÜMLÜK, DÜĞÜMSÜZ
DÜĞÜMCÜ, DÜĞÜMLÜ
DÜĞÜM
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
DÜĞÜMCÜ
Onu bunu kandıran.
DÜĞÜMLEMEK
Düğüm yapmak. Düğüm yaparak bağlamak.
DÜĞÜMLÜK
Sabır, tahammül, kuvvet, kudret.
DÜĞÜMSÜZ
Düğümü olmayan.
DÜĞÜMLENME
Düğümlenmek durumu. (Söz sanatı terimi) Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu, yadcıl deyim kullanma, şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık; bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ (Muakkat) denir. Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması.
DÜĞÜMLENMEK
Düğümle bağlanmak. Sıkışmak. Bütün sorunlar bir yerde toplanıp birleşmek.
DÜĞÜMLEYEBİLME
Düğümleyebilmek işi.
DÜĞÜMÇÖZMEK
Veriye önceden uygulanmış bir düğümün etkisini kaldırmak üzere, veriyi ters yönde çevirmek.
DÜĞÜMCÜK
Ufak düğüm, nodül. Küçük doku birikimini belirlemek için kullanılan genel terim.
DÜĞÜMÇÖZÜCÜ
Düğümlenmiş verileri çözmeye yarayan aygıt ya da yordam.
DÜĞÜMLÜ
Düğümlenmiş olan. Sorunlu, karışık. Budaklı.
DÜĞÜMLEME
Düğümlemek işi.
DÜĞÜMLEYEBİLMEK
Düğümleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜĞÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CIMBIZLAMAK
Cımbızla yolmak. Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek. Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarmak.
DÜĞMÜK
Düğüm.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
DÜĞMEK
Düğüm yapmak.
SIRACA
Deride ve genellikle boyunda görülen, lenf düğümlerinin şişkinliğiyle beliren tüberküloz türü.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
UKDE
Düğüm, yumru. İçe dert olan şey.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
İLMEK
Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm, ilmik. Değmek, dokunmak. Halı dokurken düğümleri bağlamak. Hafif bir düğüm yaparak bağlamak.
KÖRDÜĞÜM
Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm. Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun.
GEZ
Okun, kirişe geçen ucundaki kertik. Yapı işlerinde kullanılan çekül. Yer ölçmeye yarar düğümlü ip. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik.
İLMİKSİZ
Kolay çözülemeyen biçimde düğümlenmiş. İlmiği olmayan.
FİLE
Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ. Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba. Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü. Ağ.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
İLMİKLİ
Kolay çözülür biçimde düğümlenmiş. Herhangi bir sayıda düğümü, ilmiği olan.
CIMBIZ
Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa. Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.
TURA
Tuğra. Metal paranın resimli yüzü. Halat gibi örülmüş iplik çilesi. Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil. Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan veya yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu.
ÇIKIN
Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı.
ÇÖZMEK
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.
BAĞDAMAK
Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak. İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek.