Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dürme" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dürme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dürme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dürme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARAGÖYÜNDÜRME
KARAGÖNDÜRME
YÜKÜNDÜRME, GÖYÜNDÜRME, GÖVÜNDÜRME, GÖĞÜNDÜRME, DÜŞÜNDÜRME, ÇÖZÜNDÜRME, BÜRÜNDÜRME, SÜRÜNDÜRME
SÜZDÜRME, KÜNDÜRME, GÖNDÜRME, DÜZDÜRME, YÜZDÜRME, TÜYDÜRME, GÖRDÜRME, BÜZDÜRME, ÇÖĞDÜRME, ÇÖZDÜRME, DÖNDÜRME, DÖVDÜRME, BÖLDÜRME, GÜLDÜRME, SÖNDÜRME, SÖVDÜRME, SÜNDÜRME, SÜRDÜRME
DÜRME
Dürmek işi. Lahana. Gözleme.
SÜZDÜRME
Süzdürmek işi.
GÖNDÜRME
Ayakta çıkan bir çeşit çıban: Hasan ayağında çıkan göndürmeden yürüyemiyor. Ramazan bayramından sonra tutulan altı günlük oruç.
SÜRÜNDÜRME
Süründürmek işi.
GÖYÜNDÜRME
Etle deri arasında meydana gelen şişlik, bir çeşit deri hastalığı. Çok acıyıp yanan bir yara.
KARAGÖNDÜRME
Bir çeşit çıban, şarbon hastalığı.
GÖVÜNDÜRME
Göz hastalık gelen bir çeşit çiçek.
BÜRÜNDÜRME
Büründürmek işi.
GÖĞÜNDÜRME
Bir çeşit çıban. Ateşin bir şeyi hafif yakması. Göz hastalığının tedavisinde kullanılan bir çeşit bitki. Göz hastalığı.
DÜZDÜRME
Düzdürmek işi.
DÜŞÜNDÜRME
Düşündürmek işi veya durumu.
KÜNDÜRME
Gelincik çiçeği.
YÜZDÜRME
Yüzdürmek işi.
YÜKÜNDÜRME
Yükündürmek işi.
KARAGÖYÜNDÜRME
Bir çeşit çıban, şarbon hastalığı.
ÇÖZÜNDÜRME
Çözündürmek işi. Bir katının bir sıvı içinde kültürel bir çözeltisini hazırlama.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
BÜKMEK
Sertçe çevirmek, kıvırmak. Birkaç tel ipliği burarak sarmak. Eğmek. Döndürmek. Katlamak.
CANLANDIRMAK
Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak. Yaşama döndürmek. Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek. Canlılık, tazelik, dirilik getirmek. Yoğunluk, etkinlik kazandırmak. Yaşatmak, birinin kılığına girmek.
BECERMEK
Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek. Irzına geçmek, kirletmek. Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek. Birini öldürmek.
ÇÖĞDÜRME
Çöğdürmek işi.
BURKMAK
Bir şeyi burar gibi ekseni etrafında döndürmek. Burkulmak. Bazı yiyecekler, ağza kekre tat vermek.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
ÇİVİLEMEK
Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak. Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek. Vurmak, öldürmek. Aynı noktaya sürekli olarak bakmak. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak.
CELLAT
Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse. Acımasız, katı yürekli, kolaylıkla suç işleyen, zalim.
BÜZDÜRME
Büzdürmek işi.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
BOYATMAK
Boyama işini yaptırmak, boya sürdürmek.
ÇAMURLATMAK
Çamur sürdürmek, çamurla sıvatmak.
BESİN
Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.
BÖLDÜRME
Böldürmek işi.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
CİNAYET
Adam öldürme. Adam öldürme derecesinde ağır suç.