Kelimeler arşivi içinde; başında "döküm" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. döküm ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu döküm ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde döküm olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DÖKÜMCÜBAŞI
DÖKÜMCÜLÜK, DÖKÜMLEMEK
DÖKÜMHANE, DÖKÜMLEME
DÖKÜMEVİ
DÖKÜMCÜ, DÖKÜMLÜ
DÖKÜM
DÖKÜM
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi. Kumaşın dökümlü olma niteliği. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma. Kalıba dökülerek yapılan. Dökülme zamanı.
DÖKÜMCÜ
Döküm işleri yapan kimse, dökmeci.
DÖKÜMLEMEK
Bir işin dökümünü yapmak.
DÖKÜMLÜ
Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen (kumaş).
DÖKÜMCÜBAŞI
Tophanede top dökenlerin başı.
DÖKÜMLEME
Dökümlemek işi.
DÖKÜMCÜLÜK
Dökümcünün yaptığı iş, dökmecilik.
DÖKÜMHANE
Dökümevi.
DÖKÜMEVİ
Fabrikalarda döküm yapılmış olan yer, dökümhane.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÖKÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEVİRTEÇ
Veri kartlarına işlenmiş olan bilgilerin dökümlerini yazılı olarak veren elektriksel araç.
HESAP
Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.
MAÇA
Oyun kâğıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah beneklerle oluşan dizi, pik (III). Döküm parçasında, içi boş, kopya elde etmek için kullanılan kum, maden veya erimiş durumdaki döküm maddesine dayanıklı başka bir maddeden yapılmış dolgu kalıp.
DÖKÜK
Dökülmüş. Çok eskimiş. Dökümlü.
DÖKMECİLİK
Dökümcülük.
SAÇULA
Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.
NAYLON
Dayanıklı ve esnek döküm maddesi. Bu maddeden yapılan. Düzme, düzmece, sahte.
KARINCA
Zar kanatlılardan, toplu olarak yaşayan, yuvaları toprağın altında olan ve birçok türü bulunan böceklerin genel adı (Formica). Madenlerde, döküm sırasında arada hava kalmasından veya pastan ileri gelen ufak boşluk.
TIRNAK
İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka. Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar. Tırnak işareti. Kanca gibi araçların kıvrık yeri. Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılmış olan dişlerin her biri. Kanun çalmakta kullanılan mızrap. Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski. Gemi demirinin ucundaki yassı parça.
MAVRUKA
Kurşundan dökülmüş uzun ve yuvarlak, iki ucu delikli, mazgallanıp cıvayla parlatılmış veya sarı madenden döküm yapılıp nikelajlanmış, 80-130 gr ağırlığında bir av aleti.
DEMİR
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.
BİRYAPIMLAMA
Sıcak ya da soğuk işlenir dökümlerdeki birikintiyi ve katlaşmayı azaltmak ya da gidermek ve bileşimi eşit kılmak için, uzun süre yüksek sıcaklıklarda tutularak yapılan ısıl işlem.
HAVALIKUM
Dökümcülükte kullanılan iri taneli kum. (Bursa).
ENVANTER
Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını, nicelikleri ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme. Bu durumu gösteren çizelge. Mal ve değerlere ait döküm.
YAZICI
Yazar. Orduda yazı işleri ile uğraşan er veya erbaş. Bir filmin yazılarını hazırlayan, yazıcı cihazı kullanan kimse. İşi yazı yazma olan kimse. Bilgisayarda hazırlanan metnin yazılı sayfa hâlinde dökümünü veren araç.
ERİTME
Eritmek işi. Metallerde erimeyi sağlamak amacıyla dökümden önce yapılmış olan ısıtma işlemi. Eritilerek elde edilen.
İŞDÖNMEK
Kalıbı çıkarılan döküm eşyasını döner fıçı içindeki .suyla yıkamak. (Bursa).
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
DÖKMECİ
Dökümcü.
DÖKÜLMEK
Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.