Kelimeler arşivi içinde; başında "dura" olan, toplam 80 adet kelime bulunmaktadır. dura ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dura ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dura olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DURAĞANLAŞMAK
DURALİDAYILI, DURAĞANLAŞMA, DURAKSAMASIZ
DURAKSIZLIK, DURAKLATMAK, DURAKSATMAK, DURAKSAMALI
DURAKALMAK, DURAKLAMAK, DURAKLATMA, DURAKLAYIŞ, DURAKSAMAK, DURAKSATIŞ, DURAKSATMA, DURAKSAYIŞ, DURALUŞAĞI, DURALAŞMAK, DURALATMAK, DURANTEKİN, DURAYAZMAK, DURABEYLER, DURABİLMEK, DURAVARMAK, DURAĞANLIK, DURAHLAMAH, DURAHSAMAK
DURANKAYA, DURAKALMA, DURALAYIŞ, DURALATMA, DURABEYLİ, DURALAMAK, DURALTMAK, DURABİLME, DURAKBAŞI, DURAYAZMA, DURASILLI, DURASILAR, DURAGOMAK, DURAKSAMA, DURAMAMAK, DURAMATER, DURAKLAMA
DURANÇAM, DURANLAR, DURANTAŞ, DURALMAK, DURALLIK, DURANSOY, DURAKSIZ, DURALAMA, DURAÇALI, DURAKLIK, DURAKKÖY, DURAKLAR
DURANER, DURABEY, DURACAK, DURAVAY, DURACAN, DURASIL, DURADUR, DURAĞAN, DURANİK, DURANAY, DURAKLI, DURAMAN, DURAMAH, DURALAR, DURALGA
DURALİ
DURAN, DURAK, DURAG, DURAM, DURAÇ, DURAL, DURAY
DURA
DURA
Çatının saçağı. Kapı üzerindeki örtme. Artık, geri kalan anlamında kullanılır. Sert. "Yaşasın, ölmesin" anlamında kullanılan bir isim". Balıkesir kenti, Şevketiye nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Samsun şehrinde, Kavak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DURAKSAMALI
Duraksayan, tereddütlü.
DURAKLAMAK
Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak. Bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek, duraksamak, tereddüt etmek.
DURAKSAMASIZ
Duraksaması olmayan, tereddütsüz.
DURAKSATMAK
Duraksama işini yaptırmak.
DURAĞANLAŞMAK
Durağan duruma gelmek.
DURAKSIZLIK
Duraksız olma durumu.
DURALİDAYILI
Yozgat şehrinde, Sorgun ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
DURAKSATIŞ
Sözde, yazıda, beklenmedik bir sonuçla karşılaştırma sanatı. Ör. / Erbab-ı teşaür çoğalıp şair azaldı / Yok öyle değil, şairin ancak adı kaldı (Muallim Naci).
DURAKSAMAK
Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek duraklamak, tereddüt etmek.
DURAKALMAK
Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak.
DURAKLATMA
Duraklatmak işi.
DURAĞANLAŞMA
Durağanlaşmak durumu.
DURAKLAYIŞ
Duraklama işi.
DURAKSATMA
Duraksatmak işi.
DURAKLATMAK
Bir şeyin duraklamasını sağlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DURA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSONA
Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları.
ARABALIK
Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.
AYRILI
Ayrılmış olan, ayrı duran, munfasıl.
ATIL
Tembel. Etkisiz, işe yaramaz. Süreduran. İşsiz, aylak.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
BASKETBOL
Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu.
AYAKÜSTÜ
Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
AYLAMAK
Beklemek. Ayı dolduran bir süre geçirmek, aylarca kalmak. Sürmek, devam etmek.
ANAMALCI
Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist.
AKIŞMAZLIK
Akışmaz veya durağan maddenin durumu.
BANYO
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı. Banyo küvetinde yıkanma işi.
ANAHTARCI
Anahtar yapan, satan veya onaran kimse, açkıcı. Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse. Kilitli kapıları açan kimse, çilingir.
BAYGINLIK
Baygın olma durumu. Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu.
ANSİKLOPEDİ
Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.
AKTİNYUMLU
Özünde aktinyum bulunduran.
BİÇİMCİLİK
Biçimci olma durumu, formalizm. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm.
AKIŞMAZ
Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan.
BARİTLİ
İçinde barit bulunduran.
BİSÜLFÜR
Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleşik.
BANKET
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.