Sonu DONUK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "donuk" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu donuk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında donuk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde donuk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DONUK

Parlak olmayan, mat (II). Canlılığı olmayan, fersiz (göz). Canlılığı az olan, durgun, uyuşuk (kimse).

IŞIMDONUK

Işınıma ve özellikle X-ısınlarına karşı saydam olmayan (özdek).

  -   -   -  

Anlamında DONUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DONUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BULANIK

Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.

DONUKLAŞMA

Donuklaşmak durumu.

AÇINIK

Kapantı veya fazla daraltı yapmaksızın dudakların ve ağız içinde dilin aldığı çeşitli durumlarda açık ağızla soluğun dışarıya verilmesinden meydana gelen seslere denir. Açınıklar sürelerine göre UZUN (Longue) ve KISA (Brève), dil ile damak arasındaki yolun genişliğine göre GENİŞ (Large: a, e, o, ö) ve DAR (Etroite: ı, i, u, ü), dudakların düz veya yuvarlak bir şekil aldıklarına göre DÜZ (Non - arrondi: a, e, ı, i,) ve YUVARLAK (Arrondie: o, ö, u, ü), ağzın arkasından veya biraz daha önden çıktıklarına göre de KALIN, ART veya ARTDAMAKSIL (Postérieure ou Vélaire: a, ı, o, u) ve İNCE, ÖN veya DAMAKSIL (Antérieure ou Palatale: e, i, ö, ü) diye ayrılır. Bundan başka acıraklar bazı dillerde YÜKSEK (Haute), ORTA (Moyenne), ALÇAK (Basse), AÇIK (Ouverte), KAPALI (Fermée), GERGİN (Tendue), SALKIN (Re-laehée), DÜZGÜLÜ (Normale), DÜZGÜSÜZ (Anormale), KESKİN (Aigue), AĞIR (Grave), DURU (Claire), PARLAK (Eclatante), KOYU (Sombre) ve DONUK (Terne) diye ele alınır.

ÇÖNEKE

Yorgun kişi. Yorgun, fersiz, donuk (göz hakkında). Ağzı körleşmiş bıçak veya kılıç.

FERSİZ

Donuk, cansız (göz, ışık, yüz).

AŞKAR

Şekil, eşkal, nişan: Şu adamın aşkarına bak. Hayvanların başındaki beyazlık. Saçının ön kısmı dökülmüş kimse. Çil. Yüz, çehre. Sarı saçlı adam. Kiri çıkarılamıyan beyaz çamaşırların donuk rengi. Boyaların, çokça sarı boyanın açık rengine verilen ad. Renk. Ilık su. Küllü su. Kök boya ile boyanmadan önce, ipliklerin çabuk solmaması için yapılan kimyasal işlem ve bu işlemde kullanılan sıvı. Gübre ve kül gibi maddelerde bulunan tesir hassası: Islanmış gübrenin aşkarı fazla olur. Kir. Edepsiz kadın. İri taneli, sert kabuklu, çok tatlı bir çeşit üzüm. Renk, boya. Aklı karalı.

DONUKLAŞTIRMAK

Donuk duruma getirmek.

DONUKLUK

Donuk olma durumu.

DONUKLAŞTIRMA

Donuklaştırmak işi.

FERSİZLEŞMEK

Fersiz duruma gelmek, donuklaşmak.

SAĞIRLAŞMAK

İşitemez duruma gelmek, sağır olmak. Soba geç ısıtmak. Boğuklaşmak, donuklaşmak. Tencere güç ısınarak geç pişirmek.

SIR

Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik. Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem. Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı. Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey, giz, gizem. Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka.

SAĞIR

İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.

MAT

Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi. Parlak olmayan, donuk.

DULUNMAK

Ay ve güneş batmak. Ay ve güneş tutulmak. Gözden kaybolmak, görünmez olmak. Yükselmek, havalanmak: Uçurtma dulundu. Suya dalmak. Dinlenmek. Ağır hastanın gözleri canlılığını kaybetmek, donuklaşmak. Kaybolmak, görünmez hale gelmek. Batmak, gurub etmek.

DUNNAK

Kuytu yer. Donuk, mat, bulanıkça.

PELTELEŞMEK

Pelte kıvamını almak. Çok yorulmak. Donuklaşmak, yumuşamak, ağırlaşmak.

DONUKLAŞMAK

Donuk duruma gelmek.

EMAY

Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.

BOĞUNUK

Kısık, boğuk. Sıkıntılı, kapalı, donuk.