Sonu DOLMUŞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dolmuş" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dolmuş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında dolmuş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dolmuş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DOLMUŞ

Boş yeri kalmamış, meşbu. Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt.

  -   -   -  

Anlamında DOLMUŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOLMUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İNDİBİNDİ

Dolmuş taşımacılığında belli bir alan içinde yapılmış olan en kısa yolculuk.

MEŞBU

Dolmuş, dolu. Doymuş.

HEMOFAGOSİTOZ

Eritrositlerin fagositik hücrelerce yutulması. Yaşam süreleri dolmuş alyuvarların dolaşımdan uzaklaştırılması için alyuvarların fagositik hücrelerce yutulması.

DOLU

Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.

SUALACAK

Su alınan yer, pınar : Sualacak dolmuş, ayıklayıver.

DOLMUŞÇULUK

Dolmuşçunun yaptığı iş.

SISKA

Çok zayıf ve kuru, kaknem, çelimsiz, arık. Karın boşluğuna su dolmuş olan.

DOLMAÇ

Yastık. Toplantı yeri. Dolmuş, doldurulmuş.

YAŞLI

Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar kimse. Uzun yılları geride bırakmış. Yaşla dolmuş (göz). Yaşlanmış olan.

SİFİR

Yağ bulaşığı, yağ lekesi : Elbisen sifirle dolmuş. Yağ, yağ bulaşığı.

JEOSENKLİNAL

Yer kabuğunun uzun bir süre çöken, buna bağlı olarak kat kat kalın tortullarla dolmuş bulunan bölümü.

TİMPANÖZ

İçine gaz dolmuş, gazla şişmiş.

DOLMUŞÇU

Dolmuş işleten kimse.

TOLİ

Çocuk oyunlarında çizilen daire, kazılan çukur. Dolu, doldurulmuş ya da dolmuş. Dolu ölçekte, tam. Dolu yağışı.

HIMHIŞ

Dopdolu, tıklım tıklım: Trende yer kalmamış hımhış dolmuş.

KALIPLAŞMA

Kalıplaşmak işi. Herhangi bir kelimeye eklenen çekim veya yapım ekinin bilinen belirli görevi ile değil de eklendiği kelime ile beklendiğinden ayrı yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birleşip kaynaşması olayı: gözde "sevgili", yüzde (%), öte, dolayı, ötürü, ileri, dışarı, yeniden, Kum. Köpten "çok önce"; yayan, için için, nereye, giysi, öğün "bir defalık yiyecek", birisi, böylesine, gibi, nicesi? "nasıl?" ve benzerleri Aynı durum iki ya da daha çok kelimenin anlam kaymasına uğrayarak ilk anlamlarından farklı bir biçimde kaynaşıp kalıplaşması için de söz konusudur. Birleşik kelimelerin bir kısmı ve deyimler böyle bir kalıplaşmanın ürünüdür: Akbaba, kaptıkaçtı, şıpsevdi, dolmuş, dolma, dondurma, göze girmek, gözden düşmek, başgöz etmek, dibine darı ekmek, dil dökmek. vb.