Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dizim" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dizim ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dizim olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dizim olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DİZİM
Dizilme işi, dizme. Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi, sentagma.
SIKDİZİM
Örütleri oluşturan atomların birbirine en yakın konumlarda bulunmak üzere uzayda diziliş türleri.
SÖZDİZİM
Bir dilin, özelikle bir izlenceleme dilinin, deyim ve tümcelerini oluşturan damga dizgilerinin nasıl üretileceğini tanımlayan kurallar kümesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİZİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SENTAGMA
Dizim.
METİMAZOL
Hipertiroidizim tedavisinde kullanılan tiyoüre türevi ilaç.
FESAHAT
Kurallı, etkileyici, heyecan verici, inandırıcı, sanatlı söz söyleme. Söz diziminin kelimeleriyle birlikte ahenkli, kolay anlaşılır ve dil kurallarına uygun olması hâli.
SENTAKS
Söz dizimi.
LEHÇE
Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu, diyalekt. Polonya dili. Konuşma tarzı. Bu dille yazılmış olan.
DİZİ
Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Dizi film.
AMADEYİ
Bir cümlenin içine sözdizimi bakımından kendisine bağlı, olmıyarak katılan, başka bir cümle, söz veya kelime. "Bütün dostları (zâten onun pek dostu da yoktu) kendisini bırakıverdiler" gibi., (ARADEYİLİ, Parenthétique).
BETİMLEYİCİ
Bir tek nesnenin gerçeklediği px birli açık önermesinden, sözü geçen tek nesneyi gösteren deyimini oluşturan "İX birli değişken bağlayıcısı. Dizimsel türü: a | p.
İŞLEMLEYİCİ
gibi bir deyim izergesine ilişkin bir işlemleyici, nin önalanının herhangi bir A öğesini, tek biçimde belirlenmiş sonlu sayıda dizimsel dönüştürmelerle izerge değerine çevirmeyi sağlayan genel işlemleme yöntemidir.
AYRIŞTIRICI
Bir tümceyi, dilin biçimbilgisi, sözdizimi, gerekirse anlambilgisi kurallarına göre, basamak basamak işlevsel öğelerine ayırmak amacını güden bir algoritma ya da bilgisayar izlencesi.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
DANLAMAK
Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. Bahane bulmak. Ağlamak. Sabahlamak: Bu gece dizime bir ağrı girdi, gözüme uyku girmedi, danladım. Uğuldamak, ses çıkarmak. Duyduğunu çevreye yaymak. Taaccüp etmek, şaşmak, garip bulmak. Şaşırtmak.
DORUKLAYIN
Yukardan beri anlamında kullanılır: Gelen kızı doruklayın görünce dizimin bağı çözüldü.
NAHİV
Söz dizimi.
DİLBİLİM
İnsanın konuşma yetisi ile yeryüzündeki dilleri ses, biçim, anlam ve sözdizimi bakımından genel ya da karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim. Yeryüzündeki dilleri ses, biçim, anlam ve sözdizimi bakımından genel ya da karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
DİZİMBİLİM
Bir sözedilen dilin kurma kurallarıyla çıkarım kurallarını saptayan, önermeler arasındaki türetilebilme bağıntısını tanımlayan, deyimlerin salt dizimsel yapılarına ilişkin kanıtsavları ortaya koyan dizimsel sözeden dildeki sözeden kuram.
İMBİLİM
Genel olarak işaretler bilimi. Dilbilim, imbilimin özel bir koludur. Dizimbilim, yorumbilim, kullanımbilim bölümlerinden oluşup imleri konu edinen bilim dalı.
CİZİMLİK
Bir sıraya yetecek kadar, dizimlik.
SENTAKTİK
Söz dizimsel.