Sonu DİNSEL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dinsel" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dinsel ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında dinsel olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dinsel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DİNSEL

Dinî.

EDİNSEL

Bir zihin ya da beden çabasıyle sonradan edinilen, kazanılan (bilgi, beceri vb). Kazanılmış. Doğuştan olmayan ve doğum sonrası genetik olmayan, organizmanın dışındaki etkiler sonucunda ortaya çıkan.

  -   -   -  

Anlamında DİNSEL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DİNSEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BOŞİNANÇ

Korku, umarsızlık, çağrışım gibi ruhsal nedenlerle beliren; geleceği bilmek isteğiyle kimi rastlantısal benzerlikleri iyilik ya da kötülüğün önbelirtileri olarak değerlendiren; bilimin ve geçerli bir dinin kabullenmediği doğaüstü güçlerin varlığını tasarımlayan, kuşaktan kuşağa geçen yanlış inanmalar. Kaynakları bilimsel ve dinsel bir temele dayanmayan, tarihin derinliklerinden gelerek çağımıza ulaşan, bugünkü anlayışa ters düşmelerine karşın, halkın bilinçsizce kullandığı kalıpsal inançlar dizgesi, bk. sözlü boşinanç, boşinançsal süreklilik, boşinançsal katman, boşinançsal gerileme, boşinançsal çevre. Kimi sözlerin, eylemlerin, sayıların, davranışların... istenen ya da istenmeyen sonuçlar doğuracağına değin yanlış inanış.

MUSKA

İçinde dinsel veya büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb., hamaylı. Üçgen biçiminde katlanmış olan şey.

DOĞALCILIK

Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı, natüralizm. Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması, natüralizm. Doğa dışında hiç bir şeyin ve gücün var olmadığına inanan, her gerçeğin doğadan çıktığını ileri süren felsefe öğretisi. Rousseau'dan başlayarak John Dewey'e kadar birtakım filozof ve düşünürlerin geliştirdiği ve çocuğun doğal gelişmesi, kendi kendini yönetmesi, duyularına seslenilmesi, kişisel yaşantılar kazanması gibi ilkelere önem veren bir eğitim felsefesi. Ahlakı, içgüdülerin zorladığı kural ve yasalarla açıklayan öğreti ve çığır. İlkel adamın, kişileştirdiği ya da Tanrılaştırdığı kimi doğa öğeleriyle doğa olaylarının çevresinde yarattığı dinsel düzen. bk. din. karşılığı dirimsellik, yıldızcılık. Gerçekçiliğin içine bilime dayanan bazı felsefe ve ahlak öğretileri karıştıktan sonra onun aldığı ad (DOĞALCI, Naturaliste). Doğa: Tabiat. Toplumun gelişimini doğa etkenleri (iklim koşulları,coğrafya çevresi, halklar arasındaki dirimbilimsel ve ırksal ayrımlar) ile açıklamak isteyen öğreti. Fransa'da, XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan, deneye önem vererek doğayı ve gerçeği olduğu gibi anlatmayı sanatın ana görevi sayan yazın çığırı.

SOYKIRIM

Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme, jenosit, genosit, pogrom.

KANTİK

Oynak, hoppa kadın. Dinsel şarkı. Her hangi bir duyguyu anlatan şarkı. Dinsel bir konuyu ele alan ve dinsel törenlerde okunan şarkı.

KAZANILMIŞ

Doğuştan olmayıp sonradan oluşan, sonradan kazanılan, sonradan edinilmiş, edinsel. Genetik olmayan ve doğumdan sonra organizmanın dışındaki etkiler sonucunda ortaya çıkan.

İÇEVLİLİK

Evlenecek kimsenin, eşini, üyesi bulunduğu topluluğun içinden seçmesi kuralını temel alan evlilik düzeni. Bir toplumu oluşturan sınıf, kast ya da altkültür birimleriyle boylarda bireylerin, birtakım dinsel büyüsel ve geleneksel nedenlerle, yalnız üyesi bulundukları topluluk içinde evlenmelerini zorunlu kılan evlenme türü. bk. sınıf, altkültür, boy. karşılığı dışevlilik.

GÖZDEĞMELİK

Halkın, kendisinde gözdeğmesine karşı doğal koruma gücü bulunduğuna ya da bir dizi işlemle bu gücü kazandığına inandığı nesneleri bir araya getirerek değişik biçimlerde kullandığı geleneksel koruma aracı. bk. yapımsal gözdeğmelik, bitkisel gözdeğmelik, dinsel gözdeğmelik, büyülü gözdeğmelik. karşılığı muska, tapıncak.

KATOLİKLİK

Hz. İsa'nın Aziz Petrus'a aktardığı yetkilerin mirasçısı olan papayı dini başkan olarak tanıyan Hristiyan mezhebi. Papayı baş olarak tanıyan Hıristiyanlık mezhebi. İsa Peygamber'in aziz Petrus'a aktardığı yetkilerin kalıtçısı olan papayı dinsel başkan tanıyan Hıristiyan mezhebi.

BAĞTAP

Din, dinsel inanç: Bu kişinin bağtabı yoh.

ALTBÖLÜK

Bağlı bulundukları soy yapısı içinde, kendilerine özgü soydan gelme dinsel kaynaklı: toplumsal, ekonomik ya da kültürel birer uğraşı ve yaşam yöntemleri bulunan, ayrıca, birbirleriyle ilişkilerini kutyasaklaşmış kurallara göre sürdüren topluluklardan her biri. bk. soy. karşılığı altkültür, yerel bölük.

BUDUNBETİM

İnsan topluluklarının töre ve alışkılarını, yaratmış oldukları özdeksel ve dinsel kültür özelliklerini düzenli biçimde inceleyip anlatan bilim dalı. Toplum kültürlerini betimsel bir yöntem içinde saptayan bilim. karşılığı budunbilim, insanbilim, halkbilim. İnsan topluluklarının, özellikle de ilkel ya da abecesiz halkların özdeksel ve tinsel ekinlerinin betimsel incelemesini yapan bilim dalı.

KÖY

Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu hayata uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri. Köy halkı. Köy (bk. kü, küv, küy). Belli bir adı, okul, cami, muhtarlık ve benzerleri toplumsal ve dinsel kuruluşları, komşu köyden ayrıldığı sınırları, tarla, otlak ve korusu bulunan, halkının yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlı olan yerleşim biçimi. Birbirleriyle akraba olan ya da olmayan birden çok ailenin bir araya gelerek tarım yapmaya ya da hayvan yetiştirmeye elverişli yerey parçasının bir köşesinde kurdukları, alan ve sokaklar çevresinde toplanan küçük ya da büyük, dağınık ya da toplu yapılarla, bunların eklentilerinden oluşan evrensel ve geleneksel yerleşme yeri. bk. köylü, köy topluluğu, akraba. Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal uğraşıda bulunmak gibi işlevlerle ayrımlaşan ve belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu yaşamı yansıtan yerleşme birimi. Köz, kor; yanık, yanma; azap, ıztırap.

ÇURUNGA

Avustralya yerlilerinin erginleme törenlerinde, dinsel bayramlarda kullandıkları sert ağaçtan ya da taştan yapılma, düz ve uzun, üzeri efsane atalarının ve doğaüstü yaratıkların güçlerini simgeleyen geometrik bezemelerle bezenmiş kutsal araçlarına verdikleri ad.

MİSYON

Görev. Dinsel, bilimsel veya diplomatik bir görev yüklenmiş kimselerden oluşan kurul. Amaç.

AUTO

Ortaçağda ispanya'da oynanan dinsel oyun (Sacramentale).

CANCILIK

E. B. Tylor'un (1832-1917), dinin gelişimini açıklamaya yönelik kuramında birinci basamak olan ve yalnızca insanların değil, bitkilerin, nesnelerin ve doğal belirtilerin de canları olduğu tasarımlanan dinsel dünya görüşü (Bu görüş bugün artık budunbilimde geçerli sayılmamaktadır), a. bk. cancılık öncesi. E.B. Tylor'un dinin gelişimini açıklamaya yönelik kuramında birinci basamak olan ve yalnızca insanların değil bitkilerin, nesnelerin ve doğal belirtilerin de canları olduğu tasarımlanan dinsel dünya görüşü, bk. din. karşılığı doğalcılık, tapıncakçılık, atasoyculuk, kutgüç, canlandırdırmacılık.

ARVAH

Dinsel bağlılık.

KÖYOYUNU

Kaynağı dinsel olan, ilkel konulu oyun. Bu tür oyunlar dinsel tören niteliği taşır. Bolluk, yağmur törenleri gibi gösterilerde bu oyunlar oynanır.

HUBİLGANA

Tibet'de yüksek bir lamanın (dinsel ve siyasal başkan) ölümünden sonra doğan çocuklar arasından geleceğin lamasını seçmek için izlenen geleneksel yolun adı.