DİKTE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dikte" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. dikte ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dikte ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dikte olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DİKTE

Bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma, yazdırım. Bu biçimde yazdırılan şey.

  -   -   -  

Anlamında DİKTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DİKTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇÖKEL

Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu. Çökelti.

PEKSİMET

Pişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek.

REDİF

Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek, yedek. Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er.

HARMAN

Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi. Bu işin yapıldığı yer ya da mevsim. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer.

ÖDEMELİ

Değeri ödendikten sonra alıcıya verilecek olan. Karşı tarafça ödenmek şartıyla edilen (telefon) veya çekilen (telgraf). Değeri ödendikten sonra alıcıya verilmek şartıyla.

KEPEK

Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları. Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar. Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar.

MURABBA

Dört şeyden oluşan, dörtlü. Dört dizeli bentlerden oluşan divan edebiyatı şiiri. Kaynatılıp kıvama geldikten sonra dondurulan meyve suyu tatlısı. Kare. Terbiye edilmiş.

EBELEME

Ebelemek işi. Mayalı hamuru bezelere ayırarak yufka durumuna getirip sac üzerinde pişirdikten sonra alt ve üst kısımlarının yağlanmasıyla yapılmış olan ekmek.

DANA

İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu.

DOKTOR

Hekim. Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan.

DOKTORA

Bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece, basamak.

KAZKANADI

Güreşte hasmı arkadan ve yandan sarıp başını koltuk altına alarak elleri koltukları altından geçirdikten sonra sırtında veya ensesinde birleştirme biçimindeki oyun. Meydanın ortasından çekilerek düşmanın orta bölüme girmesi sağlandıktan sonra sağ ve sol kanatların düşmanı çember içine almasıyla yapılmış olan bir savaş taktiği.

KOLTUK

Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.

ANIZ

Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla.

KİRVE

Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse.

KÖFTER

Üzüm şırasıyla nişasta karışımının kaynatılıp dökülerek kesildikten sonra kurutulmasıyla hazırlanan bir tür pestil.

KAKIRDAK

Kuyruk yağının eritildikten sonra kalan gevrek posası, kıkırdak.

DİL

Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.

ARTIK

İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.

DÜĞÜ

Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Pirinç.