Kelimeler arşivi içinde; başında "dikin" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. dikin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dikin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dikin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİKİNÜSTÜ
DİKİNMEK
DİKİNE
DİKİN
DİKİN
Giyim eşyası. Dikiş.
DİKİNE
Dikey olarak, diklemesine. İnadına.
DİKİNMEK
Dikmek, diktirmek (elbise): iki takım elbise dikindim.
DİKİNÜSTÜ
Dik aşağı, baş aşağı.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİKİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİVİLEME
Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.
IRAHAT
Kağnı durduğu zaman, kağnının ağırlığı öküzlerin boynuna yüklenmesin diye ıramasa dayanan çatal sopa. Rahat. Öküzleri dinlendirmek için kağnı okunun altına dikine dayanan ağaç dayak. (İlyaslı Uşak).
ÇİVİCİ
Çivi satan kimse. Topu sert olarak karşı alana dikine indiren oyuncu.
VİGLA
Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer, çanaklık.
DEGRE
Üç etekli kadın elbisesi. Kağnıların yan kanatlarını dikine tutan uzun ağaçlar.
DİKMEK
Bir cismi dik olarak durdurmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak.
DİREMEK
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak. Direnmek, karşı koymak, inat etmek, ısrar etmek.
ÇEZMEK
Direzi adı verilen iplikleri tezgâha dikine olarak, sıra sıra germek. Çözmek. Çözmek - çeziyollar: çözüyorlar. Çözmek, açıklamak. Çözmek, açmak.
HEZAN
Toprak evlerde kirişin üzerine dikine konulan ağaç. Bir odalı ev, bahçe kulübesi. Damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç, kiriş.
PETEK
Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu. Isıtma tesisatında ısı dağıtımını, içinden sıcak su geçerek sağlayan dilim, radyatör. Balçıktan yapılmış olan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı. Arı kovanı. Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı. Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm.
BLOKAJ
Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.
ARKOSOLYUM
(Mimarlık) Katakomplarda ölülerin içine dikine yerleştirildiği duvar oyuğu.
ISKARMOZ
Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı. Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk. Vücudu yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık (Sphyraena sphyraena).
KANAT
Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Balıklarda yüzgeç. Angıç. Yan, taraf. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah.
ÇIVMAK
Atlamak, sıçramak, zıplamak. Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, çavmak, sapmak, inhiraf etmek. Atlamak, sıçramak, fırlamak. Kaçmak. (hayvanlar). Hayvan yoldan çıkmak. Atılan mermi hedeften aşmak. Yıldız kaymak. Bir yere atılan taş düz olarak gitmek. Ağaç, filiz vermek. Sallanmak: İlkbaharda bahçelerde salıngaç yapıp çıvmak çok hoş olur. Dikine uzanmak.
DİREMEG
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak. İnat ve ısrar etmek.
DİKLEMEÇ
Dikine.
DİKİLİTAŞ
(Mimarlık) Önemli bir olayın ya da bir utkunun anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş. Dikine yerleştirilmiş, tek parça taştan yapılmış anıt. Adana ilinde, Kozan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Adana şehri, Kösreli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Adıyaman şehri, Kızılin nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Ankara kenti, İkizce nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. İçel kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Kayseri ilinde, Örenşehir bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Konya şehri, Seydişehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Manisa kenti, Demirci belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Niğde şehri. Sivas kenti, Yavu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DÜVEN
Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç.
GELECEKLİK
Bir işin ilerdeki zamanda olacağını gösteren fiil şekli. Bu zaman şimdikine göre ileri sayılırsa YALIN GELECEK (F. simple), ilerdekine göre biraz önce olursa GELECEK ÖNCESİ (Futur antérieur) denir. Geleceğim ve Gelmiş olacağım gibi. bk. İstemli gelecek, Tasarımlı gelecek, " Geçmişte gelecek, Gelecekte şimdikilik, Yakın gelecek.