Kelimeler arşivi içinde; başında "diki" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. diki ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu diki ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde diki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİKİZLEYEBİLMEK
DİKİZLEYEBİLME
DİKİLEBİLMEK, DİKİLİVERMEK
DİKİLTOKMAK, DİKİZLETMEK, DİKİLEBİLME, DİKİLİVERME, DİKİZLENMEK, DİKİTTİRMEK
DİKİVERMEK, DİKİZCİLİK, DİKİZLEMEK, DİKİZLENİŞ, DİKİLİKAYA, DİKİZLENME, DİKİZLETME, DİKİŞÇİLİK, DİKİCİBAŞI, DİKİZLEYİŞ
DİKİNÜSTÜ, DİKİVERME, DİKİLİTAŞ, DİKİMHANE, DİKİZLEME, DİKİLENTİ, DİKİCİLİK
DİKİZLİK, DİKİŞSİZ, DİKİRGEN, DİKİNMEK, DİKİMEVİ, DİKİLMEK, DİKİLGEN
DİKİREK, DİKİLİK, DİKİŞÇİ, DİKİRAK, DİKİŞLİ, DİKİCİK, DİKİLİŞ, DİKİLME, DİKİZCİ
DİKİLİ, DİKİNE, DİKİCİ
DİKİL, DİKİK, DİKİS, DİKİM, DİKİZ, DİKİN, DİKİT, DİKİŞ
DİKİ
DİKİ
Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.
DİKİLİKAYA
Eskişehir ilinde, Çifteler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DİKİLEBİLMEK
Dikilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİKİZLEYEBİLME
Gözetleyebilme.
DİKİLTOKMAK
Tepe taklak: Dikiltokmak düştü.
DİKİZLEMEK
Gözetlemek.
DİKİLEBİLME
Dikilebilmek işi.
DİKİZLENİŞ
Gözetleniş.
DİKİZLEYEBİLMEK
Gözetleyebilmek.
DİKİZLENMEK
Gözetlenmek.
DİKİLİVERME
Dikilivermek işi.
DİKİTTİRMEK
Ayakta bekletmek. Birini çok koşturmak.
DİKİZLETMEK
Gözetletmek.
DİKİLİVERMEK
Ansızın veya çabucak dikilmek.
DİKİZCİLİK
Gözetleyicilik.
DİKİVERMEK
Ansızın veya çabucak dikmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BRAKET
Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme.
ARIK
Ark. Fide ya da fidan dikilen yer. Zayıf, cılız, kuru, sıska.
BALBAL
Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş.
DAR
İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.
ÇITÇIT
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
ÇIRPMA
Çırpmak işi. Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılmış olan dikiş biçimi.
BALGÜMECİ
Bal peteğini andıran bir dikiş büzgüsü türü.
ÇİVİCİ
Çivi satan kimse. Topu sert olarak karşı alana dikine indiren oyuncu.
ARDA
İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.
BÜZGÜ
Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım.
ÇIĞALANMAK
Atın kuyruğu horoz kuyruğu gibi dikilmek.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BÜZGÜLÜ
Büzgüsü olan, büzülerek dikilmiş olan.
ÇİVİLEME
Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.
ÇELİK
Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).
APLİKASYON
Uygulama. Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya bir dantel dikilerek yapılmış olan süs. Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.
BLOKAJ
Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.
AKÇAAĞAÇ
Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer).