Sonu DERENİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dereni" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dereni ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında dereni olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dereni olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DERENİ

Altında hafif ateş yakılarak, kabuğundan ayrılmamış mısır ve ot kurutulan, seyrek sırıklardan yapılmış yer.

  -   -   -  

Anlamında DERENİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DERENİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GICİRİK

Parlak, kaygan: Derenin buzları gıcirik olmuş iyi kayılır. İki büklüm.

ÇELLİK

Yünleri ip haline getirmeğe yarıyan ağaçtan yapılmış bir aygıt, kirman. Çocukların sopa ile oynadıkları oyun. Çocukların çelik çomak oynadıkları değnek: Benim çellik derenin öbür tarafına düştü. Kovanlara verilen gömecin düşmemesi için iki tarafına dayanan ağaç. Çelik çomak oyunu ve bu oyundaki çelik.

BİÇİK

Sel yatağı, dere, dere yatağı. Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir tane, bir tanecik. Dağda, iki kaya arasındaki boşluk. İki derenin birleştiği yer. Kesik, biçilmiş. Denize doğru uzanmış kara parçası, burun. Dağlarda, tepelerde sellerin açtığı yarıntı. Su yolu. Dana. Kuyruğu düğümlü koç. Köşe, bucak, uç, açı. Buzağı. Sığır yavrusu, buzağı. Nergiz çiçeğinin yetiştiği kaya oyuğu. Dana, sığır yavrusu. Buzağıdan büyük yavru. Işığı renklerine ayırmak için kullanılan üçgen kesitli altı yüzlü saydam nesne. Kesik, kesilmiş.

ÇENAK

İki derenin birleştiği yer.

ÇAT

Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses. İki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.

KAYIZ

Derenin dar ve dönemeçli yeri.

OBUZ

Küp yapılan yeşil renkli toprak. Su kaynağı. Akarsulardan oluşan küçük derecikler. İki derenin birleştiği dar yer. Çay ve ırmakların geçtiği dar boğaz, iki sırt arasındaki çukur. Suların oyarak yaptığı ufak çukur. Derenin daraldığı yer. Derenin sıkışık, daracık yeri. Bitlis ilinde, Küçüksu bucağına bağlı bir yer. Elâzığ ili, Harput nahiyesine bağlı bir yer.

DÜRÜMEK

Katlamak, katlayarak kaldırmak, sarmak, kıvırmak. Doğmak, olmak, türemek, büyümeye başlamak. Durulmak: Derenin suyu iyiden iyiye dürüdü.

ÇEYKEL

Kılıksız. Övenderenin ucunda bulunan çamur sıyırmağa yarayan üç köşeli demir. Sert, kavgacı kişi.

AHLAN

Derenin hızlı akan kısmı: Bir çocuk ahlana kapılmış gidiyordu, zor kurtarıldı.

SALGAN

Eğimli yol. Tahıl yıkamak için derenin çukur yerine yerleştirilen çul, kilim. Yıkamak için çukura yerleştirilen çulun aldığı ölçüde tahıl: Üç salgan yıkadık daha.

TÜTE

Samanlık. Çağlayan: Koca derenin tüteni iki fabrika idare edecek kuvvettedir.

ÇITIRIK

Kavgacı kişi. Küçük dolu tanesi. Karışık, birbirine girmiş, dolaşık. İlkbahar fırtınası. Bir sırada dikilmiş ağaçlar. Fundalık. Ağaç şeklinde büyüyen sakızlı bitki. Palamutun dikenli ve bodur cinsi. Çam gövdelerini bölmelere ayırıp, bu bölmelerin tekrar ikiye bölünmesiyle meydana gelen parçalardan her biri. İki derenin birleştiği yer. Çıkacak ayın son, girecek ayın ilk günleri. Dert, hastalık. Dağ eteklerindeki taşlı yol. Sık, seyrek karşıdı. Yemiş ve kavunların üzerinde görülen küçük çatlaklar. Çok konuşan, geveze kişi. Kıvılcım. Kurumuş dalların uçları. Kuru dal uçları. 5-6 metre boyunda, kışın yapraklarını döken bir ağaç ve bu ağacın meyvesi.

SIBITMAK

1.Birinin arkasından atmak : Kimin aleyhinde sıbıtıyorsun? 2.Başından savmak, atlatmak. Atmak, fırlatmak. Bir şeyi gizlemek, yok etmek, çalmak. Atmak, fırlatmak: Taşı derenin öbür tarafına sıbıttım.

GARGINLIK

Kamışlık, sazlık: Derenin etrafı gargınlık. Bıkkınlık: Bu yemekten gargınlık geldi.

GOYAK

Dağ yamaçlarında, çukurlukta kalan düzlükler. Taşlı ve kumlu tarla. İki derenin birleştiği yer. Etkili, dokunaklı.

BUYLU

Kağnı kıravatını biribirine bağlayan ağaç kuşak. Kızak döşeklerini biribirine bağlayan meşeden yapılmış kuşak, bağ. Araba, kağnı dingili. Sabanın kıvrık yerine konulan ve toprağı dağıtmaya yarayan çatal. Kağnı, araba tekerleğine çakılan tahta çivi. Araba oku ile boyunduruğunu birbirine bağlayan çivi. Tırpanda, kılıcı sıkıştırmak için çakılan ağaç çivi. Övenderenin ucundaki çivi. Kızağın önündeki tahta. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Kağnı tekerlerinin dışarı fırlamamasını sağlayan ağaç çubuk. (İspir Erzurum). Sapanda, toprağa giren bulaklar arasındaki ağaç destek. (Dereköy Eşme Uşak).

GAYYA

Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı. Gayya kuyusu.

ARHAYİN

Arkasının: bu derenin arhayin arkasında.