Kelimeler arşivi içinde; başında "deren" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. deren ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu deren ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde deren olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DERENECİ
DERENDE, DERENEL, DERENTİ
DERENE, DERENİ
DEREN
DEREN
Tırmık denilen tarım aracı. Derleyen, toplayan.
DERENDE
Koyu kırmızı renkli az sulu bir üzüm çeşidi. Vesika, belge, senet (Hasankale/Çiçekli/Pasinler).
DERENİ
Altında hafif ateş yakılarak, kabuğundan ayrılmamış mısır ve ot kurutulan, seyrek sırıklardan yapılmış yer.
DERENE
Toprak damlı evlerde, toprağın dökülmemesi için damın üstüne konulan ardıç kabukları.
DERENECİ
Ankara şehrinde, Kızılcahamam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DERENTİ
Çanakkale ili, Çan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
DERENEL
Toplayan, bir araya getiren kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde DEREN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖNDERİCİ
Posta ile paket, telgraf, mektup vb. gönderen kimse.
AHLAN
Derenin hızlı akan kısmı: Bir çocuk ahlana kapılmış gidiyordu, zor kurtarıldı.
ÇELLİK
Yünleri ip haline getirmeğe yarıyan ağaçtan yapılmış bir aygıt, kirman. Çocukların sopa ile oynadıkları oyun. Çocukların çelik çomak oynadıkları değnek: Benim çellik derenin öbür tarafına düştü. Kovanlara verilen gömecin düşmemesi için iki tarafına dayanan ağaç. Çelik çomak oyunu ve bu oyundaki çelik.
PATAKREM
Yüz ve boyundaki bozuklukları ve pürüzleri gideren pudra ile fondöten karışımı bir madde.
ÇEVİRGE
Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem.
BOZULUM
Birim işlevi bir başka işleve gönderen uzamdaşlık.
TELGRAFÇI
Telgraf gönderen görevli.
ÇAT
Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses. İki yolun veya iki derenin birleştiği yer, kavşak. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
BİÇİK
Sel yatağı, dere, dere yatağı. Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir tane, bir tanecik. Dağda, iki kaya arasındaki boşluk. İki derenin birleştiği yer. Kesik, biçilmiş. Denize doğru uzanmış kara parçası, burun. Dağlarda, tepelerde sellerin açtığı yarıntı. Su yolu. Dana. Kuyruğu düğümlü koç. Köşe, bucak, uç, açı. Buzağı. Sığır yavrusu, buzağı. Nergiz çiçeğinin yetiştiği kaya oyuğu. Dana, sığır yavrusu. Buzağıdan büyük yavru. Işığı renklerine ayırmak için kullanılan üçgen kesitli altı yüzlü saydam nesne. Kesik, kesilmiş.
ARHAYİN
Arkasının: bu derenin arhayin arkasında.
YATIŞTIRICI
Yatıştırma özelliği olan, yatıştıran, sakinleştiren. Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç), müsekkin, trankilizan.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
ANTİANAFİLAKSİ
Anafilaksiyi gideren, anafilaksiye karşı.
DAĞITICI
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.
HAVALE
Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme. Genellikle çocuklarda görülen, ateşli veya ateşsiz olan çırpınma nöbetleri. Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde veya duvar. Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para. Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename. Yüksek ve büyük bir görünüşü olma.
GAYYA
Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı. Gayya kuyusu.
BEYAZLATICI
Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse). Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde.
BUYLU
Kağnı kıravatını biribirine bağlayan ağaç kuşak. Kızak döşeklerini biribirine bağlayan meşeden yapılmış kuşak, bağ. Araba, kağnı dingili. Sabanın kıvrık yerine konulan ve toprağı dağıtmaya yarayan çatal. Kağnı, araba tekerleğine çakılan tahta çivi. Araba oku ile boyunduruğunu birbirine bağlayan çivi. Tırpanda, kılıcı sıkıştırmak için çakılan ağaç çivi. Övenderenin ucundaki çivi. Kızağın önündeki tahta. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Kağnı tekerlerinin dışarı fırlamamasını sağlayan ağaç çubuk. (İspir Erzurum). Sapanda, toprağa giren bulaklar arasındaki ağaç destek. (Dereköy Eşme Uşak).
BENZEV
Düzlemde durgan bir O noktası ve durgan bir gerçek sayısı için, düzlemin her P noktasını yöneysel eşitliğini sağlayan P' noktasına gönderen dönüşüm, Anlamdaş. benzeşim dönüşümü.
KARANFİL
Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus). Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus). Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu.