Kelimeler arşivi içinde; başında "denetlemek" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. denetlemek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu denetlemek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde denetlemek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DENETLEMEK
DENETLEMEK
Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DENETLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KESİLEME
Dizelerin ölçülerini denetlemek için bunları ölçü kalıplarına göre duraklara ayırma.
MİNİMETRE
Silindir biçimindeki nesnelerin iç çaplarını denetlemekte kullanılan ölçü aleti.
DOĞRULAMA
Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılmış olan işlemlerin bütünü.
SAĞLAMA
Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.
DENETLEME
Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.
SAYIŞTAY
Devletin tüm gelir ve giderleriyle mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamakla görevli yüksek yargı organı. Devlete ilişkin kuruluşlar tümünün sayışımlarını inceleyen ve sayışımlarını yargılayan kurul.
EDİLGİN
Hareketi ve etkisi olmayan, pasif. Bir şeye karşı tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, başkasının etkisinde kalan, münfail, pasif, etkin karşıtı. Olayların gidişini etkilemek ve denetlemek için hiçbir çaba göstermeyen (kimse).
GALVANİZCİ
Madenî parçaların sıcakta daldırma yöntemiyle galvanizlenmesinde kullanılan erimiş çinko banyosunu hazırlamak ve denetlemekle görevli işçi.
DOLAŞMAK
Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Akmak. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Belirmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Gezinmek.
SİMGELEŞTİRME
Simgeleştirmek işi, sembolleştirme. Önermelerin tutarlılığını ya da çıkarımların geçerliliğini denetlemek amacıyla bunların kimi bölümleri yerine bu bölümlerin dizimsel türlerine uygun simgeler koyma işlemi. Bu işlem yapılırken aynı deyimler yerine aynı simge, ayrı deyimler yerine de ayrı simgeler konulmalıdır. Bir şeyi simgeler aracılığıyla anlatma ya da gösterme. Bir tutum, eylem ya da duyguya simge işlevinin verilmesi.
SANSÜRCÜ
Sanat eserlerini denetlemekle görevlendirilmiş kimse, sıkı denetimci. Sansür yanlısı.
DOLDURBOŞALT
Oyunun son dakikalarında galip olan takım tarafından oyalama amacıyla topu uzun paslarla rakip kale önüne gönderme. Nöbet sonrası namluda merminin kalıp kalmadığını denetlemek için verilen komut.
BÜRGÜT
Işınımlardan koruma özelliği olan soğurgan özdekten yapılmış düzenek. Eksicik borusunda ışın demetinin yeğinliğini denetlemekte kullanılan üşek.
KESİMLEMEK
Oranlamak, tahmin etmek. Tomruktan kereste elde etme. Bir dizenin tartısını denetlemek için, tartının çeşidine ve örneğine göre, adımlara ayırmak, hecelerini saymak, duraklarını yoklamak gibi işler yapmak (KESİMLEME, Takti, Scansion).
TEKNOLOJİ
Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi, uygulayım bilimi. İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü.
ONAYLAMAK
Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek, tasdiklemek. Denetlemek, doğrulamak.
DENETMEN
Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse, müfettiş. Eğitim ve öğretim kurumlarındaki çalışmaların yasalara ve yönetmeliklere uygun olarak yürüyüp yürümediğini incelemek ve denetlemekle görevli kimse. Sayışımları ve işlemleri inceleyen, denetleyen kişi.
HEMŞİRE
Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık çalışanı, şvester. (hemşi:re) Kız kardeş, bacı.
DENETLEYİVERMEK
Çabucak veya ansızın denetlemek.
TARAMAK
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek. Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek. Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak. Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek. Dikkatle bakmak, süzmek. Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek. Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak. Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak. Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek. Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılmış olan inceleme.