Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dele" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dele ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dele olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MÜBADELE, MÜCADELE, MÜJADELE
MUADELE, SENDELE, HÖRDELE, GİRDELE, GERDELE, DENDELE, ÇENDELE, KURDELE
ENDELE, GEDELE, GÖDELE, CÜDELE, KADELE, KEDELE, CÖDELE
EDELE
DELE
DELE
Sansar.
GEDELE
Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme. Bağ çubukları ile yapılan sepet. Kısa boylu, şişman, göbekli. Küçük küp.
MÜJADELE
Arapça kökenli mücâdele: mücadele.
ENDELE
İşte, öyle: Endele yap.
GÖDELE
Boyu kısa, geniş karınlı küp. Cendere gibi sıkıştıran alet.
GERDELE
Süt ve benzerleri şeyler koymaya ya da hayvanlara yem vermeye yarayan kova şeklinde tahta kap.
CÜDELE
Yazlık yorgan.
ÇENDELE
Peynir süzmek için kullanılan seyrek dokunuşlu bez. Sofra bezi. İş önlüğü. Peynir suyunu çıkarma bezi. (Maraş).
DENDELE
Çalı. Tepe, başın üst kısmı.
GİRDELE
Sacda pişirilen yağlı ince ekmek.
MUADELE
Eşitlik, beraberlik, denklik. Denklem. Anlaşılmaz iş.
MÜCADELE
Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılmış olan zorlu çaba, savaş. Herhangi bir amaca erişmek, bir kuvvete karşı koyabilmek için bir kişi veya topluluğun güçlü, sürekli çabası, savaşım.
HÖRDELE
İriyarı, iri kemikli kişi.
KURDELE
Geniş ipekli şerit. Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaş.
SENDELE
İskemle, sandalye.
MÜBADELE
Değişim.
Bu bölümde tanımı içerisinde DELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
ANITLAŞMAK
Anıt durumuna gelmek, anıt değeri kazanmak. Saygı ve sevgi ile anılır duruma gelmek, abideleşmek.
ARITIM
Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi, rafinaj.
ANTİSEPSİ
El, yüz veya vücuttaki hastalık yapan mikroorganizmaları kimyasal maddelerle etkisiz hâle getirme veya yok etme işlemi.
ALOTROPİ
Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
ANITLAŞMA
Anıtlaşmak durumu, abideleşme.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AMBER
Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde. Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı.
ANITLAŞTIRMAK
Anıt durumuna getirmek, abideleştirmek.
ARITIMEVİ
Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, tasfiyehane, rafineri.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
ANTİBİYOTİK
Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.
ARITICI
Arıtma özelliği olan (şey). Deterjan. Özleştirici, sadeleştirici kimse.
ANITLAŞTIRMA
Anıtlaştırmak durumu, abideleştirme.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.