Kelimeler arşivi içinde; başında "dama" olan, toplam 69 adet kelime bulunmaktadır. dama ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dama ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAMAKSILLAŞTIRMAK
DAMAKSILLAŞTIRMA
DAMARGENİŞLETEN
DAMAKSILLAŞMAK
DAMARLANDIRMA, DAMARDARALTAN, DAMAKSILLAŞMA
DAMARLANMAK, DAMARSIZLIK, DAMALITASAR, DAMAHLANMAK
DAMARLAŞMA, DAMARLANMA, DAMARLITAŞ, DAMAKLIGEM, DAMAKLIAŞI, DAMAĞZAMAK
DAMASKENE, DAMARBAŞI, DAMARLICA, DAMASIMAK, DAMASIMAH, DAMALİNİA, DAMAGİREN
DAMAKCAK, DAMAZLUH, DAMAZLIK, DAMACANA, DAMATLIK, DAMARCIL, DAMARCIK, DAMANCAN, DAMARSIZ, DAMAKSIZ, DAMAHÇIH, DAMASMAK, DAMAKSIL
DAMAŞKA, DAMATES, DAMAŞAN, DAMATLI, DAMARLI, DAMASKA, DAMASKO, DAMASKI, DAMANCI, DAMARDI, DAMACAN, DAMANAL, DAMAÇKA, DAMAKLI, DAMAKSA, DAMAKSI
DAMACA, DAMACI, DAMAKA, DAMALI, DAMASA, DAMART
DAMAL, DAMAS, DAMAK, DAMAH, DAMAĞ, DAMAT, DAMAÇ, DAMAN, DAMAR
DAMA
DAMA
Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun.
DAMARLANDIRMA
Damarları yetersiz olan bir organa yeni damarlar eklemeyi amaçlayan ameliyat.
DAMAHLANMAK
Arapça kökenli tama: 'Tamahlanmak, tamah etmek.
DAMARLITAŞ
Erzurum şehri, Oltu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DAMARSIZLIK
Damarsız olma durumu.
DAMAKSILLAŞTIRMAK
Bir fonemin boğumlanma noktasını sert damağa doğru kaydırmak.
DAMAKSILLAŞMAK
Bir kelimede art damaktan çıkan bir ünsüz veya kalın bir ünlü ön damağa kayıp yumuşamak ve incelmek: Yana yine, alma elma gibi.
DAMAKSILLAŞMA
Damaksıllaşmak işi.
DAMARLAŞMA
Böcek kanadının ya da yaprağın damarlaşması.
DAMAKSILLAŞTIRMA
Damaksıllaştırmak işi.
DAMALITASAR
Bir kenti, aşağı yukarı dörtgen yapı adalarına bölmeyi amaçlayan kentsel düzentasar. Eski Mısır ve Mezopotamya kentlerinin biçimlerinden esinlenen, Yunan ve Roma kentlerinin düzentasarlarıyla bu geleneği benimsemiş bulunan ve çağdaş kent tasarlamasında da kullanılan bir tasar türü. Havadan bakıldığında, birbirini dik açılarla kesen ve birbirine koşut yolların oluşturduğu bir ızgaraya benzeyen kent biçimi.
DAMARLANMAK
Damarlı duruma gelmek.
DAMARLANMA
Bir organın, bir bölgenin damarlarının belirginleşmesi durumu.
DAMAKLIGEM
Azgın atları terbiye etmek için kullanılan gem. (Kemalpaşa İzmir).
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
DAMARDARALTAN
Damarların kas tabakasını büzerek kanın dolaşımını çabuklaştıran veya düzenleyen (sinir, madde).
Bu bölümde tanımı içerisinde DAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
ANEVRİZMA
Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.
ATARDAMAR
Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.
AORT
Ana atardamar.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
ADAKSIZ
Adağı olmayan, adak adamamış olan. Nişanlı olmayan.
ADATMAK
Adama işini yaptırmak.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ARTERİT
Atardamar bozukluğu.
ANJİYOGRAFİ
Damar görüntüleme.
BAĞDAMA
Bağdamak işi.
ADANMAK
Adama işine konu olmak.
ANJİYOLOJİ
Kan ve lenf damarlarını inceleyen bilim dalı.
ANJİYO
Damar görüntüleme.
BASUR
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.
ARTER
Atardamar. Trafiği yoğun olan ana yol.
ADAMA
Adamak işi.
AĞIZLAŞMAK
İki kan damarı birbiri içine açılmak.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BALKIMAK
Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.