DALLA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dalla" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. dalla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dalla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dalla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

DALLANDIRILMAK

13 harfli kelimeler

DALLANIVERMEK, DALLANABİLMEK, DALLANDIRILMA

12 harfli kelimeler

DALLANIVERME, DALLANDURMAK, DALLANDIRMAK, DALLANDIRMAH, DALLANABİLME

11 harfli kelimeler

DALLANDIRIŞ, DALLANDIRMA

10 harfli kelimeler

DALLANTILI

9 harfli kelimeler

DALLANMAK

8 harfli kelimeler

DALLANTI, DALLANMA, DALLARCA, DALLAYAN, DALLANIŞ, DALLANIM, DALLAMAK, DALLAMAH

7 harfli kelimeler

DALLAMA

6 harfli kelimeler

DALLAR, DALLAL

5 harfli kelimeler

DALLA

Bazı kelimelerin anlamları

DALLA

Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

DALLANIVERMEK

Çabucak dallanmak.

DALLANABİLME

Dallanabilmek işi.

DALLANMAK

Dal vermek. Bir iş, bir sorun karışık, güç bir duruma girmek. Yayılmak, genişlemek.

DALLANABİLMEK

Dallanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DALLANTI

Erimiş metallerin katılaşması sırasında, tanelerin çok yapımlı olarak oluşmasından doğan, kar kristallerine benzer, dallı görünüşlü tane.

DALLANDIRMAK

Dallanmasına yol açmak. Bir işi, bir sorunu büyütüp karışık duruma getirmek.

DALLANDIRILMA

Dallandırılmak işi.

DALLANIVERME

Dallanıvermek işi.

DALLANMA

Dallanmak işi.

DALLANDIRILMAK

Dallanmasına yol açılmak, dallanması sağlanmak.

DALLANDIRMA

Dallandırmak işi.

DALLANDIRIŞ

Dallandırma işi.

DALLANDURMAK

Gizli bir şeyi etrafa yaymak.

DALLANDIRMAH

Gizli bir şeyi etrafa yaymak.

DALLANTILI

Dallantı görünüşünde olan.

  -   -   -  

Anlamında DALLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DALLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DONAM

Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.

ASMA

Asmak işi. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. Asılmış, asılı.

ÇİTEN

Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit. Kuzu ağılı.

ÇEVİRME

Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

ÇÖVEN

Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis). Çevgen.

BUDAMAK

Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

ANSİKLOPEDİ

Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.

ÇARDAK

Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. Kameriye.

DALLANIŞ

Dallanma işi.

BRONŞ

Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları.

ÇIĞRALIK

Karda kürekle, dallarla açılan dar yol. Bir tür çalılık.

DALLAMA

Dallamak işi. Aptal, enayi.

BUDAKLANMAK

Budak sürmek, dallanmak.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AĞAÇÇIK

Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç.

DALLI

Dalları olan. Üzerinde dal ve çiçek deseni bulunan (kumaş).

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ÇEKME

Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.

BRONŞÇUK

Bronşların uç dallarından her biri.