Sonu DAL ile biten 5 harfli kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dal" olan 5 harfli toplam 34 adet kelime bulundu. Sonu dal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Ayrıca, başında dal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Kelime anlamı için sözcüklerde bulunan linklerden faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

HODAL

Yalçın, sivri ve iki çatal biçiminde dağ tepesi.

GİDAL

Ağdan balık toplamaya yarayan bir çeşit araç: Ancak iki gidal hamsi tutabildik. Tel kafesli balık yakalama aracı. (Bulancak Giresun).

İNDAL

Hayal, hayal gibi, belli belirsiz görülen. Hastalıktan yeni kalkmış, halsiz kişi.

GIDAL

Balık ağı. Uzak dallardan meyve toplamaya yarayan uzun sopa. Ağaçtan meyve toplamaya yarayan bir çeşit araç.

ARDAL

Kaba gövdeli, aptal, işe yaramaz.

ÇIDAL

Sabır.

KODAL

Hendek.

SIDAL

Güç, kuvvet, dayanıklılık. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. Öfkeli, sinirli.

GEDAL

Ağdan balık almak için kullanılan ağ kepçe.

GADAL

Çorba karıştırmaya yarayan ağızsız kepçe. Manzara.

ILDAL

Çok uzakta olan ve belli belirsiz görünen şey.

İMDAL

Öküz ve eşekleri dürtmeye yarayan ucu çivili ya da sivriltilmiş değnek, üvendire.

KUDAL

Gerekmediği halde her işe karışan, gereksiz konuşan kişi. Yemek karıştırmaya yarayan tahta araç, büyük kepçe.

APDAL

Çingene. Dilenci. Davul, zurna çalan, çalgıcı (çokça çingene). Sünnetçi. Serseri. Çingene gibi göçebe hayatı süren bir kabile. Görgüsüz. Bencil, kıskanç. Çingene, çalgıcı çingene. Alık, sersem.

ÖZDAL

Özü dal gibi nazik ve zarif oaln kimse.

İLDAL

Uzaktan belli belirsiz görünen şey.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

DADAL

Ahmak, saf, bön, şaşkın, sersem. Pisboğaz.

AKDAL

Namuslu, dürüst kimse.

BEDAL

Gelinlerin yüzlerine yapıştırılan yaldızlı pullar. Kadınların yüzlerine sürdükleri boya.