Kelimeler arşivi içinde; başında "cümle" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. cümle ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu cümle ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cümle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
CÜMLE
Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce. Bütün, hep. Herkes. Dizge, sistem.
CÜMLECİK
Önerme. Küçük cümle.
CÜMLESİ
Hepsi.
CÜMLETEN
Hep birden.
Bu bölümde tanımı içerisinde CÜMLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HEPSİ
Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi.
HERKES
İnsanların bütünü, cümle âlem.
BÖYLE
Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.
FİŞ
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.
GÖREV
Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.
FALAN
Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
DEĞİL
Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime.
ALINTILAMAK
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.
EVET
"Öyledir" anlamında kullanılan bir doğrulama veya onaylama sözü, olur, oldu, peki, tamam, ya, beli, ha, he. Sözü açan veya bağlayan bir söz. Olumlu cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
DURAK
Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer. Kısa bir süre konaklanacak, durulacak yer. Cümle sonundaki nokta. Çok sayıda taksinin bir arada çalıştığı ve bağlı olduğu işletme. Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri. Konuşmada, anlamın gerektirdiği biçimde kelimeler arasındaki ses kesintisi. Bir ölçü uzunluğunda susma.
EĞER
Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet.
HAYIR
"Yok, öyle değil, olmaz" anlamlarında onamama, inkâr bildiren bir söz. İyi, hayırlı, yararlı, faydalı. Olumsuz cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz. İyilik, karşılık beklenmeden yapılmış olan yardım.
EDAT
Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü, ilgeç: Ev gibi huzur köşesi olmaz. Çocuk sabaha karşı uyudu.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
HEM
Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için "özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki" anlamlarında kullanılan bir söz. Açıklayıcı nitelikte olan ikinci cümleyi birinciye bağlayan bir söz.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
ÇEVİRME
Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.
EFENDİM
Bir sesleniş karşısında "buradayım" anlamında kullanılan bir söz. Anlaşılmayan bir sözü tekrarlatmak için söylenen bir söz. Karşı çıkma, paylama cümlesini pekiştirmek için söylenen bir söz.