Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bunalım" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bunalım ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bunalım olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bunalım olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BUNALIM
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
Bu bölümde tanımı içerisinde BUNALIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TAKINAK
Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce.
DARBOĞAZ
Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum. Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum. Huni: Yağlar şişelere darboğazla akıtılır. Bir ekonomide döviz, ham madde, finansman gibi çeşitli varlıkların gerekli düzeyin altına düşmesiyle ortaya çıkan darlık, kıtlık ve sunum yetersizliği. Bir üretim sürecinde karşılaşılan sunum ve istem dengesizliği. Taşıt gidiş gelişinin sık sık tıkandığı ve düzene sokulmasını, özel önlemler alınmasını gerektiren yol kavşağı. bk. düğümyol. Bir kilim motifi. (Saçıkara İslahiye Gaziantep). Kars ilinde, Selim ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Niğde kenti, Ulukışla ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun ilinde, Boğazkaya bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BUNLUK
Bunalım, sıkıntı.
TAYINLAMA
İktisadi bunalım ve savaş gibi dönemlerde mal sunumunun istemi karşılayamaması durumunda söz konusu malın kişi veya firmalara karneyle tahsisi.
DARLUK
Sıkıntı, bunalım, rahatsızlık.
KRİZ
Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım. Çöküntü. Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran. Bir şeyin çok kıt bulunması durumu. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
GARAMAT
Akraba: Onunla aramda garamat var. Varlık, zenginlik: Ali ağaların garamatı fazladır. Tinsel bunalım.
BUHRAN
Bunalım, bunluk, kriz.
TEZİKMEK
1.Bulunduğu yerden ya da sürüden ayrılıp uzaklaşmak (insan ya da hayvan için). 2.Yolunu şaşırmak. 3.İzini kaybetmek. 4.Koşmak. 5.İşten soğumak, usanmak, tembellik ve haylazlık yapmak. Oraya buraya koşuşturmak. Evini, yurdunu bırakıp gidecek derecede bunalıma düşmek. Hayvan yuvasını, kümesini bırakmak. Uzaklaşmak, yabancılaşmak (Ç. Çiftliği), karşılığı tezilmek. Sıçramak.
EVTÜKLEMEK
İnsan, üzerine çöken bir sıkıntı, halsizlik ve bunalım etkisiyle hiç bir iş yapmadan oturmak, zamanı boşuna geçirmek: Dün içime bir acı düştü, hiç bir iş yapamadım, akşama kadar evtükledim.
UÇUK
Uçmuş, soluk. Hafif, belirsiz. Açık (renk). Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık. Deli dolu. Abartılı, çok yüksek, çok fazla.
BUHRANLI
Bunalımlı.
DEPRESYON
Bunalım. Çöküntü.
ERTELEYİM
Bunalım dönemlerinde, yerel yönetimlerin devlete olan borçlarını ödeme zorunluluğunun bir süre için geri bırakılması. bk. berkitme.
NEVROZ
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı, sinirce.
ERTELETİM
Resmi geciktirme, moratoryum. Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bölgede, bir bölüm veya tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması, moratoryum. Borçlunun ödeme gücünü kaybetmesi yüzünden borçlarının tümünü veya bir kısmını ödeyemeyeceğini ilân ederek ek ödeme süresi istemesi.
SİSMONDİCİLİK
Üretimin gittikçe artması ve buna karşı tüketirnin aynı hızla artmamasına bağlı olarak Say yasasının işlemeyeceğini ve iktisadi bunalımların kaçınılmaz olduğunu ve bunun çözümü olarak da işçilerin üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmaları gerektiğini ileri süren, ütopik sosyalistlerden J. C. L. Simonde de Sismondi öncülüğündeki akım.
BOĞUNÇ
Aşırı sıkıntı, üzüntü, kasvet, bunalım.
ÇALKANTI
Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.
ÇÖKÜNTÜ
Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.