Kelimeler arşivi içinde; başında "buna" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. buna ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu buna ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde buna olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BUNAKLAŞABİLMEK
BUNAKLAŞABİLME
BUNALTABİLMEK
BUNAYIVERMEK, BUNALTABİLME, BUNAYABİLMEK, BUNALIVERMEK, BUNALABİLMEK
BUNAYABİLME, BUNALTILMAK, BUNALIVERME, BUNALABİLME, BUNAKLAŞMAK, BUNAYIVERME
BUNALSALIK, BUNALTILMA, BUNALIMSIZ, BUNAKLAŞMA
BUNALIMLI, BUNALTMAK, BUNASALIK
BUNALTMA, BUNATMAK, BUNALMAK, BUNALGIN, BUNAKLIK
BUNALMA, BUNALTI, BUNALIŞ, BUNALIM, BUNALIK, BUNAMAK, BUNAKÇA, BUNAYIŞ, BUNALAN, BUNALAK
BUNAMA, BUNARI
BUNAK, BUNAL, BUNAT, BUNAR, BUNAN
BUNA
BUNA
Pınar. Buraya. Bunu.
BUNAKLAŞABİLME
Bunaklaşabilmek işi.
BUNAKLAŞABİLMEK
Bunaklaşma olasılığı bulunmak.
BUNAKLAŞMAK
Bunak bir duruma gelmek.
BUNAYIVERME
Bunayıvermek işi.
BUNALTABİLME
Bunaltabilmek işi.
BUNALIVERMEK
Çabucak bunalmak.
BUNALABİLME
Bunalabilmek işi.
BUNAYABİLMEK
Bunama olasılığı bulunmak.
BUNAYABİLME
Bunayabilmek işi.
BUNALTILMAK
Bunalmasına yol açılmak.
BUNALIVERME
Bunalıvermek işi.
BUNALSALIK
Sıkıntı, darlık. Bunaltı, sıkışık durum.
BUNALABİLMEK
Bunalma olasılığı bulunmak.
BUNALTABİLMEK
Bunaltma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BUNAYIVERMEK
Çabucak bunamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BUNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BÖYLESİ
Bunun gibisi, bu biçimde olanı. Buna benzer, bunun gibi.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BÖYLE
Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.
BAYMAK
Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak, midede ezinti yapmak. Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak. Aldatmak, kandırmak, etki altında bırakmak.
BUNAKÇA
Bunak gibi.
BENCİLİK
Benci olma durumu, hodpesentlik, egoizm. Kendi benini ve çıkarını hayatın mutlak ilkesi yapan anlayış. İnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu ileri süren öğreti.
ATEH
Bunama.
BUNALIŞ
Bunalma işi.
BOĞULMAK
Boğma işine konu olmak. Bunalmak. Kumarda hileli oyun sonunda her şeyini yitirmek. Havasızlıktan ölmek.
BUNAK
Bunamış olan, matuh.
BUNAKLIK
Bunak olma durumu.
AMAN
Yardım istenildiğini anlatan bir söz. Dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz. Şaşma anlatan bir söz. Rica anlatan bir söz. Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir. (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.
ALTAYİSTİK
Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.
BUHRANLI
Bunalımlı.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
BUNALMA
Bunalmak işi.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
BUHRAN
Bunalım, bunluk, kriz.