Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bulaşma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bulaşma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bulaşma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bulaşma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BULAŞMA
Bulaşmak işi.
TABULAŞMA
Tabulaşmak durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde BULAŞMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SIVIŞMAK
Bulaşmak, yayılmak, sıvaşmak. Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak.
PİSLENMEK
Pis olmak, pisliğe bulaşmak.
SİRAYET
Hastalık başkalarına geçme, bulaşma. Yayılma, dağılma.
ÇAMURLANMAK
Üzerine çamur sıçramak, bulaşmak. Kötülenmek, sataşılmak.
GEÇMEK
Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.
BELENMEK
Kundaklanmak. Bulanmak, bulaşmak.
BALLANMAK
Bal bulaşmak, bal sürülmek. Tatlılaşmak, tatlanmak, olgunlaşmak.
IŞINLAMAK
Bilim kurguya göre ışın gücüyle bir varlığı, atomlara ayırarak görünmez duruma getirmek veya atomlarını birleştirerek bir varlığı yeniden oluşturmak. Bir şeyi bir yerden başka bir yere hızla göndermek. Virüslerden başka mikroorganizmaların, özellikle mikropların bulaşmasını azaltmak amacıyla yiyecek maddelerini hafif iyonlaştırıcı ışınlara tutmak.
KANLANMAK
Kan bulaşmak. Bir organda kan birikmek. Kanı çoğalmak.
YAYILMAK
Yayma işine konu olmak veya yayma işi yapılmak. Genelleşmek. Genişlemek, büyümek. Rahat bir biçimde, sere serpe oturmak. Serilmek, döşenmek. Ayrıntıya girmek, açılmak. Koyun, inek vb. otlamak. Kaynağından çıkan ışık, doğru çizgiler hâlinde türlü yönlere dağılmak. Hastalık, pek çok kimseye geçmek veya bulaşmak. Herkes tarafından duyulmak.
AĞDALANMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalaşmaya başlamak. Ağda bulaşmak.
GİRMEK
Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
BULAŞILMAK
Bulaşma işine konu olmak.
SIVAŞMAK
Bulaşmak, üstüne sürülmek. Sıvık veya sıvışık bir duruma gelmek.
AKSENİK
Yabancı maddelerle bulaşmamış.
BULAŞTIRMAK
Bulaşmasına yol açmak.
SALGIN
Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan, müstevli. Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaşması, epidemi. Gereğinde herkesten para veya mal olarak toplanan geçici vergi. Belli bir hareketin, davranışın, sözün toplumda yaygınlaşması. Bir şeyin bir yere girip her yanı kaplaması, istila.
KİREÇLENMEK
Kireç dökülmek ya da saçılmak. Bitkilerin hücre zarlarında kalsiyum karbonat, kalsiyum oksalat vb. kalsiyum tuzları toplanmak. Kireç sürülmek. Kireç bulaşmak. Organik dokularda, dokunun görevine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmek.
GAZSIZ
İçinde gaz olmayan veya gaz bulaşmamış olan. Gaz olmadan.