BULAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bular" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. bular ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bular ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bular olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BULAR

Bunlar.

BULARCA

Bunlar kadar.

BULARA

Dişi sıpa.

BULARUNÇÜN

Bunlar için.

BULARCILAYIN

Bunlar gibi.

  -   -   -  

Anlamında BULAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BULAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ŞAKŞAKÇI

Bir kimseyi veya onun yaptığı her şeyi doğru bularak öven ve başkalarına da kabul ettirmeye çalışan kimse, alkışçı, zilli bebek. Para karşılığında alkış tutan kimse, goygoycu. Özellikle tiyatroda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse.

DÖLEŞMEK

Düzelmek, yoluna girmek: Sanma dünya döleşe. Hasta olan bir kimse tekrar sağlığını kazanmak. Uyuşmak, anlaşmak. Rahat etmek. Dengede durmak, yerleşmek. Kalabalık içinde bir yer bularak sıkışıp oturmak.

TİKSİNMEK

Bir şey, bir kimse, bir düşünce, bir durum vb.ni kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak, ikrah etmek, istikrah etmek.

SEÇMEK

Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Farklı görmek, üstün görmek. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak.

ONAYLAMAK

Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek, tasdiklemek. Denetlemek, doğrulamak.

İNTERHİYAL

Hiyoit yayı bölgesi kemiklerinden simplektikumu, hiyomandibulare ile eklemleyen kemik.

SPİRAKULUM

Böceklerde ve kırkayaklarda toraks ve abdomen segmentlerinin yanlarında bulunan, trakea sisteminin dışarı açıldığı, açılıp kapanabilen delik. Keski solungaçlılarda (Elasmobranchii) hiyomandibular kıkırdağın hemen önünde, solungaç yangı kalıntıları olan küçük yuvarlak açıklık. Diğer hayvanlarda solunum ile ilgili açıklıklar. Keski solungaçlılarda (Elasmobranchii) hiyomandibular kıkırdağın hemen önünde, solungaç yarığı kalıntıları olan küçük yuvarlak açıklık, spirakül.

GIDAKSINMAK

Bir ikramdan yüz bularak dadanmak: Yine mi istiyorsun gıdaksındın galiba. Hayvan yem veren kimseye ya da yere alışmak.

SAĞALTIM

Sağaltma işi, tedavi. Bir hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme, iyi etme işi, terapi.

SAMİMİYETLE

Karşısındakine güvenerek, kendine yakın bularak. Doğru bir biçimde.

PROTESTO

Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme. Değerli evrak niteliğindeki borç senedinin ödenmemesi durumunda, özel bir biçime bağlı ve belli hukuki sonuçlar doğuran bildirim. Herhangi bir davranışın haksız, yersiz, gereksiz görülerek onaylanmadığını bildiren resmî açıklama.

YORDAMLAMAK

Bir şeyi karanlıkta el ile aramak. Uygun bularak kararlaştırmak, düzenlemek, yoluna koymak: Biz Veli'nin evlenme işini yordamladık.

YETİNMEK

Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek, kanaat etmek, iktifa etmek.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

AZGİA

Uzun vücutlu, ağız çekmeni subterminal ve orta büyüklükte, farinks uzun veya globular, özefagus çok kısa, karın çekmeni orta büyüklükte olan bir digenetik termatot cinsi.

SATMAK

Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek. Bir yolunu bularak birinden ayrılmak. Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek. Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak. Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek.