Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bostanlar" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bostanlar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bostanlar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bostanlar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BOSTANLAR
BOSTANLAR
Bartın ili, Amasra ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Manisa ili, Üçpınar nahiyesine bağlı bir yer. Osmaniye şehrinde, Düziçi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOSTANLAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GARIK
Tarh, bölüm (tarla için): On garık patlıcan ektik. Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Baharda erken yetişmesi için dikilen soğan: Tarlaya garık diktim. Pirinç ekilen yer. Artık, bundan böyle.
OCAK
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.
GARIG
Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek.
AZMUH
Bahçe ve bostanlarda biten yabani otlar.
DOMİK
Bahçe ve bostanları beklemek için ağaç ve çamurdan yapılan kulübe.
AFFARA
Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü.
HUG
Tarla ve bostanlara yapılan küçük bekçi kulübesi.
ANDOL
Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark.
HASBAHÇE
(Mimarlık) Padişah saraylarının bahçelerine verilen ad. Saray sınırları içinde bulunan bahçe ve bostanlar.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
HOLLUK
Tavuğun yumurtladığı yer, folluk. Bostanları beklemek için yapılan çardak. Pancar. Folluk, tavuğun yumurtladığı yer.
AFAR
Ispanak ve benzeri sebzelerle yapılan börek, pide. Diş diplerine biriken sert kir, tartre. Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü.
GÖMELE
Bağ ve bahçelerde yaz için yapılan küçük kulübe, bağ evi. Bağ, bahçe, bostanlardaki bekçi kulübesi. Tohum çukuru. Avcıların çalı çırpı veya taştan yaptıkları siper veya kulübe, evsin.
GEVER
Bahçe ve tarla sulamak için açılan ince su yolu, ark. Arklardaki suyun yolunu değiştirmek için önüne yapılan toprak set. Ark suyunu evleklere bağlamak için delinip konulan taş. Boyunduruğun kayış bağlanan yeri. Soğuk. Arkbaşı. Ark. Suyun arka kanala bağlandığı yer. Su taksimat yönü, suyu başka tarafa çevirmek için önüne yapılan toprak set, ağız. Sulama işlerinde suyun yönünü değiştirmeye yarayan belirli nokta (Çayağzı). Arklardan tarlaya su ulaştıran küçük su yolları. (Yenikent Aksaray Niğde; Adalıkuzu Güdül Ankara; Güzelyurt Hekimhan Malatya; Gürün Sivas). Bir su ölçüsü: Bir gever su ver. (Güzelyurt Hekimhan Malatya.). Bahçe ve bostanlara arıktan su salıverecek delik, gedik.
HOGUL
Tarla ve bostanlara yapılan küçük bekçi kulübesi.
GARIH
Tarh, bölüm (tarla için). Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Sınır çizgisi; tarlayı garıh etmek. Eski türkçe karak: göz ağrısı; kara bakmaktan gözlerin kızarıp iyi görememesi. Karık, sebze ekilmek için hazırlanmış olan yer.
GIYI
Tarla ve bostanları korumak için çevresine çakılan kazık, engel: Tarlalarımıza gıyı tutamadığımızdan hayvanlar ekinlerimize giriyor. Yan, taraf (Kuşu). Kıyı. Kıyı, kenar. Tahta aralarını kapatmakta kullanılan çıta. (Kurtköy, Karaköy, Vezirhan Bilecik; İnönü Eskişehir).
CERGE
Bostan ve tarlalara yapılan basit kulübe, gölgelik. Süslenmiş gelin arabası. Derme çatma dükkan. Çeten. Dizi, sıra. Grup grup, dizi dizi. Kendir saplarından yapılan deste. Bacakları uzun bir cins kuş. Bir çeşit sürek avı. Göçebe çadırı, tente. Tarla ve bostanlara yapılan küçük ev, kulübe. Dört direk üzerine kurulan yanları açık üstü düz çadır. (Gençali Senirkent Isparta). Arabaların iki yanına fazla yük taşıyabilmek için konan parmaklıklar. (Başkışla Karaman Konya). Derme çatma çadır.
HOKUL
Tarla ve bostanlara yapılan küçük bekçi kulübesi.
AFARA
Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü. Tütün tozu, ufalanmış tütün. Çok yaramaz, kötü. Harman yerindeki buğdayın taş ve toprakla karışık kalıntısı.