Kelimeler arşivi içinde; başında "biçim" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. biçim ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu biçim ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde biçim olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BİÇİMSİZLEŞTİRMEK, BİÇİMSİZLEŞEBİLME, BİÇİMSELLEŞTİRMEK, BİÇİMLENDİREBİLME
BİÇİMSİZLEŞTİRME, BİÇİMLENDİRİLMEK, BİÇİMSELLEŞTİRME
BİÇİMLENİVERMEK, BİÇİMLENEBİLMEK, BİÇİMLENDİRİLME
BİÇİMLENDİRMEK, BİÇİMLENEBİLME, BİÇİMSİZLEŞMEK, BİÇİMLENİVERME
BİÇİMLEŞTİRME, BİÇİMSİZLEŞME, BİÇİMLENDİRİŞ, BİÇİMLENDİRME
BİÇİMBİLGİSİ
BİÇİMSİZLİK, BİÇİMBOZUMU, BİÇİMLENMEK, BİÇİMSELLİK, BİÇİMLEYİCİ
BİÇİMLENİM, BİÇİMCİLİK, BİÇİMSİZCE, BİÇİMDICAK, BİÇİMLİLİK, BİÇİMLEŞME, BİÇİMLENME, BİÇİMLEMEK, BİÇİMLENİŞ
BİÇİMLEME
BİÇİMLİK, BİÇİMSEL, BİÇİMDİK, BİÇİMSİZ
BİÇİMLİ, BİÇİMCİ, BİÇİMCE
BİÇİM
BİÇİM
Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
BİÇİMLEŞTİRME
Parçalanamayan ve kendini yaratan parçaların birbirine eklenmesinden de öte bir örgütü olduğu savunulan, nesnel, ruhsal ya da davranışsal bir bütünlük.
BİÇİMSİZLEŞMEK
Biçimsiz duruma gelmek, biçimi bozulmak.
BİÇİMLENDİRİLME
Biçimlendirilmek işi, şekillendirilme.
BİÇİMLENİVERMEK
Çabucak biçimlenmek.
BİÇİMSİZLEŞTİRME
Biçimsizleştirmek işi.
BİÇİMLENİVERME
Biçimlenivermek işi.
BİÇİMLENEBİLMEK
Biçimlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BİÇİMLENDİRİLMEK
Bir şeye biçim verilmek, şekillendirilmek.
BİÇİMSELLEŞTİRMEK
Biçimsel duruma getirmek. Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüştürmek.
BİÇİMSİZLEŞTİRMEK
Biçimsiz duruma getirmek, biçimini bozmak.
BİÇİMLENDİREBİLME
Biçimlendirebilmek işi.
BİÇİMLENEBİLME
Biçimlenebilmek işi.
BİÇİMSİZLEŞEBİLME
Biçimsizleşebilmek işi.
BİÇİMSELLEŞTİRME
Biçimselleştirmek işi.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BİÇİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AGİTATO
Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ADAMCA
İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AĞIZLI
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.