Kelimeler arşivi içinde; başında "birikme" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. birikme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu birikme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde birikme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BİRİKME
Birikmek işi.
BİRİKMEK
Toplanıp yığılmak. Birbirine eklenip çoğalmak. Bir araya gelmek, toplanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BİRİKME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİRİKİŞ
Birikme işi.
ÖDEM
Dokularda genellikle yüzde, ellerde, ayaklarda ve bazı iç organlarda aşırı miktarda sıvı birikmesi.
LIĞLANMAK
Üstünde lığ birikmek.
DÖKÜLMEK
Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.
KÜPLEME
Karında su birikmesi sebebiyle oluşan, şişmeyle beliren hastalık.
GÖLLENMEK
Su, çukurlarda birikmek, gölcük olmak.
TERAKÜM
Birikme, yığılma.
ÜREMİ
Ürenin idrarla çıkmayıp kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalık.
İRKİLMEK
Ürkerek geri çekilir gibi olmak. Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek. Şaşırıp duraklamak. Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek.
DÖKÜNTÜ
Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.
HÖYÜK
Tarih boyunca türlü nedenlerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe. Toprak yığını, küçük tepe.
İRKMEK
Birikmek. Biriktirmek, toplamak. Tiksinmek.
ÜŞÜŞMEK
Her yandan çokça bir araya gelmek, toplanmak, birikmek, üşmek.
KİREÇLENMEK
Kireç dökülmek ya da saçılmak. Bitkilerin hücre zarlarında kalsiyum karbonat, kalsiyum oksalat vb. kalsiyum tuzları toplanmak. Kireç sürülmek. Kireç bulaşmak. Organik dokularda, dokunun görevine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmek.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
KANLANMAK
Kan bulaşmak. Bir organda kan birikmek. Kanı çoğalmak.
YIĞILIŞMAK
Bir yerde birikmek, toplanmak.
ŞİŞKİNLİK
Şişkin olma durumu. Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik. Kabarıklık, şişlik. Enflasyon.
OYULGALANMAK
Kumaş gelişigüzel dikilmek. Birikmek, sıralanmak.
TEDAHÜL
Birbirinin içine girme. Ödemede gecikme. Yığılıp kalma, birikme.