BİRİK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "birik" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. birik ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu birik ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde birik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

BİRİKEBİLMEK, BİRİKİVERMEK, BİRİKİMCİLİK

11 harfli kelimeler

BİRİKTİRMEK, BİRİKEBİLME, BİRİKİVERME

10 harfli kelimeler

BİRİKTİRME, BİRİKTİRİM, BİRİKİMLİK, BİRİKİŞMEK

9 harfli kelimeler

BİRİKİNTİ, BİRİKİŞME, BİRİKİMCİ

8 harfli kelimeler

BİRİKMEK, BİRİKGİN

7 harfli kelimeler

BİRİKİŞ, BİRİKİM, BİRİKME, BİRİKEÇ

6 harfli kelimeler

BİRİKE

5 harfli kelimeler

BİRİK

Bazı kelimelerin anlamları

BİRİK

İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

BİRİKGİN

Toplanmış, yığılmış.

BİRİKİMLİK

Sürekli açındırma aygıtında, aygıt işlemeğe devam ettiği halde filmin son bölümünün bir süre durmasını, böylelikle durmuş olan filmin ucuna yeni bir kangal eklenebilmesini sağlayan bölme.

BİRİKİVERMEK

Çabucak birikmek.

BİRİKİŞMEK

Bir yere toplanmak, bir araya gelmek.

BİRİKTİRME

Biriktirmek işi.

BİRİKEBİLME

Birikebilmek işi.

BİRİKEBİLMEK

Birikme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BİRİKİVERME

Birikivermek işi.

BİRİKİMCİLİK

Birikimci olma durumu.

BİRİKİNTİ

Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey.

BİRİKİŞME

Birikişmek işi.

BİRİKİMCİ

Tasarruf yapan, para ve benzerleri değerli şeyleri biriktiren kimse.

BİRİKTİRMEK

Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.

BİRİKTİRİM

Biriktirme işi.

BİRİKMEK

Toplanıp yığılmak. Birbirine eklenip çoğalmak. Bir araya gelmek, toplanmak.

  -   -   -  

Anlamında BİRİK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BİRİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİRİKİM

Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

ÇIBAN

Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

ÇAKILLIK

Çakıl döşenmiş veya birikmiş yer.

ARTIRMAK

Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.

BENT

Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.

AKAÇLAMAK

Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.

ÇAPAK

Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).

DÖKÜLMEK

Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.

ÇÖPLÜK

Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer, çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik. Çok kirli yer. Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer.

FIŞKILIK

Fışkının biriktirildiği yer.

DRENAJ

Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması, akaçlama. Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma.

DİKİT

Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit.

DÖKÜNTÜ

Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.

DEPOLAMAK

Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.

BİRİKİŞ

Birikme işi.

GEBE

Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, iki canlı, aylı. Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar). Minnet altında kalan. İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı).

BİRİKME

Birikmek işi.

ASİMİLASYON

Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.

AZMAK

Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.