Kelimeler arşivi içinde; başında "beyazlatma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. beyazlatma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu beyazlatma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde beyazlatma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BEYAZLATMA
Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.
BEYAZLATMAK
Beyaz duruma getirmek, ağartmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BEYAZLATMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KASAR
Savrulmuş tahılın başaklı kısmı. Harmandan sonra toprakta kalan ve yeniden biten samanlı tane. Ruhsal güç, moral : Çocuğun kasarı kırıldı. İri. Kez, kere. Kumaşı beyazlatma, ağartma işi. Bezi beyazlatmakta kullanılan madde, kireç kaymağı. Hatır, gönül. Kirli giysilerin küllü suyla yıkanması. Kireçkaymağı ve benzerleri ağartıcı özelliği olan boya. Giysileri ve dokuma ipliklerini ağartmak için kireçkaymağına yatırma işlemi. Tetanos. Aydın şehri, Çine ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Manisa ili, Köprübaşı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KASER
Bezi beyazlatmakta kullanılan madde, kireç kaymağı. Hatır, gönül.
KASERLEMEK
Bezi beyazlatmak, ağartmak.
ÇÖMCÜ
Bir çeşit maşrapa. Pekmezi beyazlatmak için kullanılan çomak. Kısa boylu kadın. Ağaçtan oyulmuş kap.
AYITMAK
Ayıklamak, seçmek, temizlemek. Söylemek, anlatmak, nakletmek, konuşmak. Türkü söylemek, teganni etmek. Beyazlatmak, parlatmak. Eyitmek, söylemek, demek. Saz ozanlarının adları yanında; "....aydur", "..eydür" gibi çekimli olarak kullanılır. Şiir eyitmek: şiir söylemek. Söylemek, demek, anlatmak.
KASARLAMAK
Bezi beyazlatmak, ağartmak. Kilim, çul, çuvalı akarsuda sabunsuz, bolca yıkamak.
TAŞLAMAK
Taş atmak, taşa tutmak. Bir şeyin içindeki taşları ayıklamak. Taş ve benzerleri nesnelerle kumaşı beyazlatmak veya parlatmak. Metal bir parçayı zımpara ile törpüleyerek yuvasına alıştırmak. Taş döşemek. Üstü kapalı, iğneleyici söz söylemek. 1.Birini kötülemek, arkasından atıp tutmak. 2.Göz koymak, nişan koymak : Ali'nin kızını taşlamaya başlamışlar. 3.Laf atmak. At yürürken tırnağı taşa çarpmak. Gebe hayvan yavrusunu düşürmek.
AGARTMAK
Beyazlatmak.
BEYAZLATABİLMEK
Beyazlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
AĞARTMAK
Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.
CÖĞÜR
Yünleri beyazlatmakta kullanılan kalın köklü bir çeşit ot. Dikenli ağaç. Ahlat ağacı.