Kelimeler arşivi içinde; başında "best" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. best ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu best ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde best olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BESTELEYİVERMEK, BESTELEYEBİLMEK, BESTELENEBİLMEK
BESTELEYİVERME, BESTELEYEBİLME, BESTELENEBİLME
BESTEKLENMEK
BESTELENMEK, BESTEKLEMEK, BESTEKARLIK, BESTELETMEK
BESTELETME, BESTENİGAR, BESTELEMEK, BESTECİLİK, BESTELENME
BESTELEME
BESTELİK, BESTEKAR, BESTESİZ, BESTEGÜL
BESTECİ, BESTELİ
BESTİL, BESTRA, BESTÜL, BESTEL, BESTEK, BESTAR
BEST
Bahis, iddia, lâdes. Paralı iddia, lades: Beste giriyon mu benimle.
BESTELETMEK
Besteleme işini yaptırmak.
BESTEKLEMEK
Sözü misal getirerek kuvvetlendirmek, desteklemek: Sözünü bestekle.
BESTELEMEK
Beste yapmak.
BESTEKLENMEK
Dalga geçmek, aylaklık etmek.
BESTELETME
Besteletmek işi.
BESTEKARLIK
Bestecilik.
BESTELEYİVERME
Besteleyivermek işi.
BESTELENEBİLME
Bestelenebilmek işi.
BESTECİLİK
Bestecinin yaptığı iş, bestekârlık, kompozitörlük.
BESTELEYEBİLMEK
Besteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BESTELEYİVERMEK
Çabucak bestelemek.
BESTENİGAR
Klasik Türk müziğinde en eski birleşik makamlardan biri.
BESTELEYEBİLME
Besteleyebilmek işi.
BESTELENMEK
Besteleme işine konu olmak, bestesi yapılmak.
BESTELENEBİLMEK
Bestelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BEST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AZAT
Serbest bırakma. Serbest bırakılmış olan. Okullarda paydos.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
BALAT
Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser. Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
ATONAL
Yeni bir bestecilik çığırına göre, ton ve makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan (beste).
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
BESTECİ
Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör, maestro.
AZATLIK
Azat olma durumu, serbestlik. Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye, köle).
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
AZADELİK
Azade olma durumu, serbestlik.
AZADE
Başıboş, erkin, serbest. Başıboş, erkin, serbest olarak.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
BAKIR
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.
BESTEKAR
Besteci.
AZOTLAMA
Azotlamak işi. Azotlu besin almayan bitki veya hayvanların dokularındaki serbest azotu belirleme.
AMYANT
Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.