BERİN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "berin" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. berin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu berin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde berin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

BERİNĞNEMEK

10 harfli kelimeler

BERİNLEMEK, BERİNNEMEK

5 harfli kelimeler

BERİN

Bazı kelimelerin anlamları

BERİN

En yüksek, çok yüce. Soylu.

BERİNĞNEMEK

Şaşkınlıkla karışık korku duymak, irkilmek, ürkmek, uykudan sıçrayarak korku ile uyanmak, afallamak, şaşırmak.

BERİNLEMEK

Şaşkınlıkla karışık korku duymak, irkilmek, ürkmek, uykudan sıçrayarak korku ile uyanmak, afallamak, şaşırmak.

BERİNNEMEK

Uykuda kendi kendine konuşmak. Ansızın uyandırılınca korkmak.

  -   -   -  

Anlamında BERİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BERİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TAYGELDİ

İkinci kez evlenen kadının beraberinde getirdiği çocuk veya çocuklar.

TUTULUM

Bir yıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire, ekliptik.

DERECE

Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Başarı gösterme. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Denli, kadar. Sıcaklıkölçer.

BİRLİKTE

Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

SİNÜZOİT

Bir çemberin, sıfır dereceden 360 dereceye kadar olan yaylarının sinüslerinin değişmelerini grafik ile gösteren devirli düzlem eğri.

DAİRE

Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.

YAN

Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

YARIÇAP

Çemberin herhangi bir noktasıyla merkezini birleştiren doğru parçası, çapın yarısı, nısıf kutur.

TELGRAF

İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni. Bu düzenle gönderilen haberin yazılı olduğu kâğıt.

PARMAK

İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.

SIRA

Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.

ŞEFAAT

Birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle Tanrı arasında peygamberin yaptığı aracılık.

METRE

Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi. Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı.

YEDMEK

Çekerek peşinden götürmek, yedeğinde götürmek. Yanında, beraberinde götürmek.

BERBERLİK

Berberin yaptığı iş.

URAĞAN

Beraberinde yağmur getirmeyen güçlü fırtına.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

ÇAP

Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.

TEVATÜR

Bir haberin ağızdan ağıza yayılması, yaygın söylenti. Bir haberi, yalan olarak söylenmiş bir söz üzerine birleşmeleri mümkün olmayan ve her zaman kendilerine güvenilen kimselerin bildirmeleri.

TASAVVUF

Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım. Kur'an'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti, İslam gizemciliği.