Kelimeler arşivi içinde; sonunda "belleme" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu belleme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında belleme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde belleme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BELLEME
BELLEME
Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.
Bu bölümde tanımı içerisinde BELLEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELLEKSEL
1-Belleğe özgü. 2-Bellemeye ya da belleğin güçlenmesine yardım eden herhangi bir şey.
ADAMILIK
Bağ belleme günlük ölçüsü, bir adamın bir günde belliyebileceği yer. İyilik, insaniyet.
BELLEYEBİLMEK
Belleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BELLETMEK
Bellemesini sağlamak, öğretmek.
BELLEYİŞ
Belleme işi.
YAPIK
Belleme (II). Yeniçerilerin giydikleri üstlük.
ÖĞRENMEK
Bilgi edinmek. Bellemek. Yetenek, beceri kazanmak. Haber almak.
KAPMAK
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.
YUNA
Belleme (II).
BELLENMEK
Belleme (I) işine konu olmak, öğrenilmek. Belleme (II) işine konu olmak.
BELLEKLEMEK
Bellemek, öğrenmek.
BELLEMELİK
Belleme ve kolan yapmaya yarayan keçe. (Bor Niğde).
BELLÜLEMEK
Bellemek, öğrenmek. Belli etmek, tayin etmek.
HIFZETMEK
Saklamak. Aklında tutmak, bellemek, ezberlemek.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AŞIRIBELLEM
Belleme yetisinin olağanüstü biçimde gelişmiş olması. Unutulmuş anıların canlandırılması ve hiç etki yapmadığı sanılan izlenimlerin gereksiz olarak anımsanması biçiminde kendini gösteren bir ruh hastalığı.
ABUSKAL
İş. Sonradan tamamlanmak üzere yarım bırakılan iş. İşte gözetilen sıra. Özellikle tarlalarda, belleme ve kazma sınırı: Abuskalımı düzelteyim.
BELLİLEMEK
İşaret koymak, işaretlemek. Bellemek, öğrenmek: Ahmet dersini iyi belliledi. Devam etmek.
BELLEM
Bellemek yetisi.
BELLEYİVERMEK
Çabucak bellemek.