Kelimeler arşivi içinde; başında "belle" olan, toplam 59 adet kelime bulunmaktadır. belle ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu belle ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde belle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BELLETİLEBİLMEK
BELLETİLEBİLME
BELLENEBİLMEK, BELLEYEBİLMEK, BELLETEBİLMEK, BELLEYİVERMEK
BELLETEBİLME, BELLETİCİLİK, BELLEYİVERME, BELLENEBİLME, BELLEKSİZLİK, BELLEYEBİLME, BELLETTİRMEK
BELLEKLEMEK, BELLEMCELİK, BELLETİLMEK, BELLENCELİK, BELLETTİRME
BELLETMECE, BELLETİLME, BELLEMELİK
BELLEKLİK, BELLEŞTEN, BELLEŞMEK, BELLERMEK, BELLETİCİ, BELLENMEK, BELLENGEÇ, BELLEMBEÇ, BELLETMEK, BELLEKSİZ, BELLEKSEL, BELLETMEN
BELLEDÜZ, BELLETME, BELLETEN, BELLENME, BELLEGEN, BELLEYEN, BELLENTİ, BELLEĞEN, BELLENİM, BELLEMEK, BELLEMAH, BELLEYİK, BELLELİK, BELLEKLİ, BELLEKÇİ, BELLEKCİ, BELLEYİŞ
BELLEME, BELLEKİ
BELLEZ, BELLEŞ, BELLEM, BELLEK, BELLEE, BELLEA
BELLE
BELLE
Güneşte zahire kurutmak için çamurla sıvanmış, kenarlı geniş yer.
BELLETEBİLME
Belletebilmek işi.
BELLETİLEBİLMEK
Belletilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BELLENEBİLMEK
Bellenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BELLEYEBİLME
Belleyebilmek işi.
BELLETİCİLİK
Belletici olma durumu. Belleticinin yaptığı iş.
BELLENEBİLME
Bellenebilmek işi.
BELLEYEBİLMEK
Belleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BELLEYİVERMEK
Çabucak bellemek.
BELLETEBİLMEK
Belletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BELLETTİRMEK
Belletme işini yaptırmak.
BELLEMCELİK
Öğrenmek için yapılan iş, alıştırma, temrin.
BELLETİLEBİLME
Belletilebilmek işi.
BELLEKSİZLİK
Belleksiz olma durumu.
BELLEKLEMEK
Bellemek, öğrenmek.
BELLEYİVERME
Belleyivermek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BELLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELLETMEK
Bellemesini sağlamak, öğretmek.
DERS
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.
BELLENMEK
Belleme (I) işine konu olmak, öğrenilmek. Belleme (II) işine konu olmak.
AMNEZİ
Bellek yitimi.
DAĞARCIK
Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.
BULUTLU
Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).
DEPOLAMAK
Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
BELLETMEN
Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse, belletici.
BELLEME
Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.
ANI
Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.
BELLETME
Belletmek işi.
BELLETİCİ
Çalıştırıcı, öğretici, belletmen, müzakereci.
DEPOLAMA
Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
CEDELLEŞMEK
Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek. Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek.
BUNAMA
Yaşlanma veya bazı sinir hastalıklarına bağlı olarak ilerleyici bir biçimde belleğini yitirme, alık duruma gelme, ateh.
BELLEM
Bellemek yetisi.
CEDELLEŞME
Cedelleşmek işi, becelleşme, cebelleşme.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.