BELLE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "belle" olan, toplam 59 adet kelime bulunmaktadır. belle ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu belle ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde belle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

BELLETİLEBİLMEK

14 harfli kelimeler

BELLETİLEBİLME

13 harfli kelimeler

BELLENEBİLMEK, BELLEYEBİLMEK, BELLETEBİLMEK, BELLEYİVERMEK

12 harfli kelimeler

BELLETEBİLME, BELLETİCİLİK, BELLEYİVERME, BELLENEBİLME, BELLEKSİZLİK, BELLEYEBİLME, BELLETTİRMEK

11 harfli kelimeler

BELLEKLEMEK, BELLEMCELİK, BELLETİLMEK, BELLENCELİK, BELLETTİRME

10 harfli kelimeler

BELLETMECE, BELLETİLME, BELLEMELİK

9 harfli kelimeler

BELLEKLİK, BELLEŞTEN, BELLEŞMEK, BELLERMEK, BELLETİCİ, BELLENMEK, BELLENGEÇ, BELLEMBEÇ, BELLETMEK, BELLEKSİZ, BELLEKSEL, BELLETMEN

8 harfli kelimeler

BELLEDÜZ, BELLETME, BELLETEN, BELLENME, BELLEGEN, BELLEYEN, BELLENTİ, BELLEĞEN, BELLENİM, BELLEMEK, BELLEMAH, BELLEYİK, BELLELİK, BELLEKLİ, BELLEKÇİ, BELLEKCİ, BELLEYİŞ

7 harfli kelimeler

BELLEME, BELLEKİ

6 harfli kelimeler

BELLEZ, BELLEŞ, BELLEM, BELLEK, BELLEE, BELLEA

5 harfli kelimeler

BELLE

Bazı kelimelerin anlamları

BELLE

Güneşte zahire kurutmak için çamurla sıvanmış, kenarlı geniş yer.

BELLETEBİLME

Belletebilmek işi.

BELLETİLEBİLMEK

Belletilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BELLENEBİLMEK

Bellenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BELLEYEBİLME

Belleyebilmek işi.

BELLETİCİLİK

Belletici olma durumu. Belleticinin yaptığı iş.

BELLENEBİLME

Bellenebilmek işi.

BELLEYEBİLMEK

Belleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BELLEYİVERMEK

Çabucak bellemek.

BELLETEBİLMEK

Belletme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BELLETTİRMEK

Belletme işini yaptırmak.

BELLEMCELİK

Öğrenmek için yapılan iş, alıştırma, temrin.

BELLETİLEBİLME

Belletilebilmek işi.

BELLEKSİZLİK

Belleksiz olma durumu.

BELLEKLEMEK

Bellemek, öğrenmek.

BELLEYİVERME

Belleyivermek işi.

  -   -   -  

Anlamında BELLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BELLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BELLETMEK

Bellemesini sağlamak, öğretmek.

DERS

Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.

BELLENMEK

Belleme (I) işine konu olmak, öğrenilmek. Belleme (II) işine konu olmak.

AMNEZİ

Bellek yitimi.

DAĞARCIK

Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.

BULUTLU

Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).

DEPOLAMAK

Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.

AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

BELLETMEN

Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse, belletici.

BELLEME

Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.

ANI

Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.

BELLETME

Belletmek işi.

BELLETİCİ

Çalıştırıcı, öğretici, belletmen, müzakereci.

DEPOLAMA

Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

CEDELLEŞMEK

Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek. Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek.

BUNAMA

Yaşlanma veya bazı sinir hastalıklarına bağlı olarak ilerleyici bir biçimde belleğini yitirme, alık duruma gelme, ateh.

BELLEM

Bellemek yetisi.

CEDELLEŞME

Cedelleşmek işi, becelleşme, cebelleşme.

ASINTI

Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.